ANTALYAGeri

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 20.723 km²
Nüfus: 2.043.482 (2011)
Bu nüfusun 1.450.209'u il ve ilçe merkezlerinde, 719.410'i köylerde yaşamaktadır.

Coğrafi Konumu    : Antalya ili, Türkiye’nin güneyinde, merkezi Akdeniz kıyısında olan bir turizm merkezidir. Kuzeyinde; Burdur, Isparta, Konya, doğusunda; Karaman, Mersin, batısında; Muğla illeri vardır. Güneyi, Akdeniz ile çevrelenmiştir. Türk Riviera’sı Antalya kıyılarının uzunluğu 630 km’yi bulur.

Tarihçe    : "Attalos Yurdu" anlamına gelen Antalya, II. Attalos tarafından kurulmuştur. Bergama Krallığı’nın sona ermesiyle (M.Ö. 133) bir süre bağımsız kalan kent, daha sonra korsanların eline geçmiştir. M.Ö. 77’de Komutan Servilius Isauricus tarafından Roma topraklarına katılmıştır. M.Ö. 67’de Pompeius’un donanmasına üs olmuştur. M.S. 130’da Hadrianus’un Attaleia’yı ziyaret etmesi şehrin gelişmesini sağlamıştır. Bizans egemenliği sırasında piskoposluk merkezi olan ismi görülen Attaleia, Türklerin eline geçtikten sonra büyük bir gelişme göstermiştir. Modern şehir, antik yerleşmenin üzerine kurulduğundan, Antalya’da antik çağ kalıntılarına çok az rastlanmaktadır. Görülebilen kalıntıların ilki, eski liman olarak nitelenen liman mendireğinin bir kısmı ve limanı çevreleyen surdur. Surların park dışındaki kısmında restorasyonu yapılan Hadrian Kapısı Antalya’nın en güzel antik eserlerinden biridir.
Antalya şehri ve çevresine antik çağda, “çok verimli” anlamına gelen Pamphylia, Batı kesimine ise Lykia denirdi. Milattan önce VIII. yüzyıldan itibaren buraya Ege denizinin Batı kıyılarından göçenler; Aspendos ve Side gibi şehirleri kurmuşlardır. II. yüzyıl ortalarında hüküm süren Bergama Kralı II. Attalos, Side’yi kuşatmıştı. Antalya’nın yaklaşık 75 km. doğusundaki Side’yi alamayan kral, şimdiki il merkezinin olduğu yere gelerek bir şehir kurdu. Buraya onun adı verilerek Attaleia dendi. Zaman içinde Atalia, Adalya diyenler oldu. Antalya, onun adından gelmektedir.
Yapılan arkeolojik kazılarda Antalya ve bölgesinde, günümüzden 40 bin yıl önce insanların yaşadığı ispat edilmiştir. Milattan önce 2000 yılından bu yana bölge, sırasıyla;  Hitit, Pamphylia, Lykia, Kilikya gibi kent devletlerinin ve Pers, Büyük İskender ile onun devamı sayılan Antigonos, Ptolemais, Selevkos, Bergama Krallığı’nın idaresine girmiştir. Daha sonra Roma Devleti, hüküm sürmüştür. Antalya’nın antik çağdaki adı Pamphylia idi ve burada kurulan şehirler bilhassa II. ve III. yüzyılda altın çağını yaşadı. V. yüzyıla doğru da eski ihtişamını kaybetti.
Yöre Doğu Roma ya da Türkiye’de tanınan adıyla Bizanslıların hâkimiyeti altındayken, 1207’de Selçuklular tarafından Türk topraklarına katıldı. Anadolu Beylikleri devrinde ise Teke Aşiretinin bir kolu olan Hamitoğulları’nın egemenliğine girdi. Teke Türkmenleri, Türklerin eski yurdu bugünkü Türkmenistan’da da nüfus olarak en büyük boylardan biridir. XI. yüzyılda bir kısmı buraya gelmiştir. Bugün Antalya’nın kuzeyi ile Isparta ve Burdur’un bir kısmı olan Göller Bölgesinin, bir adı da Teke yöresidir. Osmanlılar zamanında Anadolu eyaletine bağlı Teke sancağının merkezi, şimdiki Antalya il merkeziydi. O yıllarda buraya Teke sancağı denirdi. İlin şimdiki adı ise aslında antik çağdaki adının biraz değişmiş şeklidir ve Cumhuriyet döneminde verilmiştir.
XVII. yüzyılın ikinci yarısında Antalya’ya gelen ünlü Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi,  kale içinde dört mahalle ve üç bin ev, kale dışında 24 mahallesi olduğunu belirtir.  Şehrin çarşısı ise kale dışındaymış.  Evliya Çelebi’ye göre limanı, 200 parçalık gemi alacak büyüklüktedir. İdarî bakımdan Konya’ya bağlı Teke Sancağı’nın merkezi olan Antalya, Osmanlı imparatorluğunun son yıllarında bağımsız sancak haline getirildi.

Hayat Tarzı    : Antalya ve çevresinde, asırlardır süzülen iki hayat tarzının da mirası vardır. Türkler buraya ilk geldiklerinde yerleşik düzene hemen uymuşlar; köy, kasaba ve şehirler kurmuşlardır. Nüfusun bir kesimi ise Türklerin Anadolu’ya gelmesinden önce olduğu gibi konargöçer hayatı sürdürmüştür. Yarı yerleşik demek olan bu hayat tarzına göre, birbirine akraba en az 15–20 aile, bazen de yüzlerle ifade edilen sayıdaki aileler; kıl çadırlarda yaşar, yazın dağlara çıkar, kışın ise kışlak denen sıcak ovalara inerlerdi. Deve, koyun gibi hayvanları yetiştirir bunlardan ürettikleri ürünleri, yerleşik halkın ürünleriyle değişerek ya da satarak geçinirlerdi. Et, süt, yağ üretirler, kıl çadır ve doğal kökboyalı kilim dokurlardı. Kışlaklarda dar alanlara tahıl, sebze ekenler bile olurdu. Hatta Osmanlı ordusuna at yetiştiren büyük konargöçer grupları (aşiret, oymak) vardı.
Bugün Avrupa’nın en önemli müzelerini süsleyen Türk kilimleri, bu insanların el emeği göz nurudur. Günümüzdeki halk müziği kültürünün çok büyük bir kısmı konargöçerlerden mirastır. Karacaoğlan, Dadaloğlu gibi Türk halk şiiri ve müziğinin en büyük ozanları, bu kültürün temsilcileridir. Eskiden beri kırsal kesimdeki köylerde yerleşik hayatı sürdürenler kendilerini, “yerli, köylü” gibi tabirlerle nitelerken, Yörüklerin topluca yerleştiği bir köye gitseniz “Burası Yörük köyü” derler Türkiye’nin hemen her tarafında bu tür nitelemeleri duyabilirsiniz. Ancak insanlar eskilere uzanan bu hayat farkını bu şekilde vurgulasa da, hepsi aynı köke sahiptir ve Türk’tür. Aslı birbirlerine farklı gözle bakmazlar ve bunu bir zenginlik olarak görürler.

Bugün Türkiye, çağdaş modern hayata en iyi uyum sağlayan, teknolojiyi en iyi şekilde kullanan ülkelerden biridir. Ama hem nostaljik hem de kültürel değeri olan, binlerce yıldır devam eden hayatı sürdüren, birkaç küçük konargöçer grubu kalmıştır günümüzde. Sayıları da birkaç yüz kişiyi geçmez. Hazin bir biçimde, o hayat tarzından sadece develer kalmıştır. Yolunuz düşerse yaz aylarında Belek, Manavgat ve Alanya’da süslenmiş, çanlı çıngırdaklı turist taşıyan develer görürsünüz. İşte o günlerden hatıradır bu develer. Ayrıca Kemer’de ve Antalya Kumluca yolunda yine yerli yabancı turistlere hizmet veren Yörük çadırları görürsünüz. Yarı müze görünümündeki bu çadırlarda Yörüklere has ayran ve gözleme yiyebilirsiniz. Antalya’nın yerli halkı bugün bile imkân bulduğunda yazın Gömbe, Sütleğen, Alanya gibi yaylalara çıkar. Bu gelenek, atalarından kalan bir hatıradır. Alanya gibi bazı ilçelerde kışın Toros dağlarında kuyularda saklanan karların, Ağustos ayında dağdan indirilerek ilçe merkezine getirildiğini, şerbet haline getirilerek seyyar satıcılar tarafından satıldığını görürsünüz. Bu da yine Yörüklerin eski geleneklerinden sadece biridir.

Yerel Yemekler    : Yörüklerin beslenme tarzının temelini, hayvancılık ve buğdaydan elde edilen besinler belirler. Kıyı şeridinde az da olsa yaş sebze üretilmesine karşın iç bölgelere gidildikçe buğday ve kuru sebze ağırlık kazanır. Antalya’da dünya mutfaklarının tamamına turistik otel ve lokantalarında bulmak mümkündür. Ama yöreye has yerel yemekler şunlardır: Saç kavurması, Tandır kebabı, Kölle (buğday, fasulye, nohut ve bakla haşlaması), Domates civesi, Hibeş, Arapaşı

İklimi: Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Antalya’da, kışlar ılıman ve yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçer.

Ulaşımı: Karayolu, havayolu ve denizyolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Antalya havalimanı uluslararası hava trafiğine açıktır.

İlkGeri12İleriSon
Alanya Kuzeyinde Toros Dağları Güneyinde Akdeniz’in bulunduğu küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Antik çağda Pamfilya ve Klikya arasındaki çizgide yer aldığı için bazen Pamfilya bazen de Klikya olarak anılmıştır. Alanya'nın ilk iskanı ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Prof Dr Kılınç KÖKTEN ‘in 1957 yılında Kent merkezine 12 Km uzaklıkta yer alan Kadıini Mağarasında yaptığı araştırmalar, bölge tarihinin Üst Paleolitik (M.Ö.20,000,-17,000,) dönemine kadar uzandığını göstermektedir.
NELER YAPILABİLİR:
Avcılık Yapılabilir
Olta Balıkçılığı Yapılabilir
Yayla Turizmi Yapılabilir
Foto Safari Yapılabilir
Mavi Yolculuk Yapılabilir
Arıcılık Yapılabilir
Jeep Safari Yapılabilir
Kayak Yapılabilir
Rafting Yapılabilir
Eğlenmeye Gidilebilir
Alışverişe Gidilebilir
Dalış-Sualtı Dalış Yapılabilir
Yat Turuna Gidilebilir
Yamaç Paraşütü Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir
Denize Gidilebilir
Bisiklet Turu Yapılabilir
Günübirlik Tekne Gezi Turu Yapılabilir
Kampçılık Ve Karavan Turizmi Yapılabilir
Rüzgar Sörfü Yapılabilir
Dinlenmeye Gidilebilir

Manavgat, 2283 km²'lik yüzölçümüyle Antalya ilinin en büyük ilçesidir. Manavgat Şelalesi, Türkiye'nin en düzenli akan akarsuyu Manavgat Irmağı üzerindedir. İlçe merkezinin nüfusu 75.163 (2007 sayımı) olup buna nüfus toplamı 89.951 olan köylerinin nüfusu da eklendiğinde ilçenin toplam nüfus 165.114 olmaktadır. İlçe merkezinin 2008 nüfusu 77.320, 2010 nüfusu ise 82.000'dir.
NELER YAPILABİLİR:
Yayla Turizmi Yapılabilir
Jeep Safari Yapılabilir
Rafting Yapılabilir
Trekking-Dağ-Doğa Yürüyüşü Yapılabilir
Eğlenmeye Gidilebilir
Alışverişe Gidilebilir
Dalış-Sualtı Dalış Yapılabilir
Yat Turuna Gidilebilir
Tarihi Eserler Gezilebilir
Denize Gidilebilir
Kampçılık Ve Karavan Turizmi Yapılabilir
Rüzgar Sörfü Yapılabilir
Dinlenmeye Gidilebilir

22 Mart 2008 tarih ve 26824 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5747 sayılı Kanun ile Muratpaşa İlçesi kurulmuştur. “Attalos Yurdu” anlamına gelen Antalya, II. Attalos tarafından kurulmuştur.Bergama Krallığının sona ermesiyle (M.Ö. 133) bi süre bağımsız kalan kent, daha sonra korsanların eline geçmiştir. M.Ö 77’de Komutan Servilius Isauricus tarafından Roma topraklarına katılmıştır. M.Ö. 67’de Pompeius’un donanmasına üs olmuştur. M.S. 130’da Hadrianus’un Attaleia’yı ziyaret etmesi şehrin gelişmesini sağlamıştır. Modern şehir, antik yerleşmenin üzerine kurulduğundan, Antalya’da antik çağ kalıntılarına çok az rastlanmaktadır. Görülebilen kalıntıların ilki, eski liman olarak nitelenen liman mendireğinin bir kısmı ve limanı çevreleyen surdur.Surların park dışındaki kısmında restorasyonu yapılan Hadrian Kapısı Antalya’nın en güzel antik eserlerinden biridir.Antalya Şehir Surları Helenistik dönemde surlar, tiyatro plânlı şehrin etrafını çeviriyordu. Bizanslılar döneminde ikinci bir sur ve hendekle takviye edilmiştir.
NELER YAPILABİLİR:
Yayla Turizmi Yapılabilir
Eğlenmeye Gidilebilir
Alışverişe Gidilebilir
Dalış-Sualtı Dalış Yapılabilir
Yat Turuna Gidilebilir
Tarihi Eserler Gezilebilir
Denize Gidilebilir
Rüzgar Sörfü Yapılabilir

Kemer ilçesi tarihinin M.Ö. 690 yılına kadar uzandığı bilinmektedir. Kemer merkezine 15 Km. mesafede bulunan Phaselis antik kenti M.Ö. 690 yılında I.Oleios tarafından kurulmuştur. Şehir sürekli el değiştirmekle birlikte tarihte önemli bir liman ve ticaret merkezi olarak bilinmektedir. Şehrin kalıntıları günümüze kadar ulaşmıştır.
NELER YAPILABİLİR:
Olta Balıkçılığı Yapılabilir
Ralli Kros Yarışı Yapılabilir
Jeep Safari Yapılabilir
Rafting Yapılabilir
Trekking-Dağ-Doğa Yürüyüşü Yapılabilir
Eğlenmeye Gidilebilir
Alışverişe Gidilebilir
Dalış-Sualtı Dalış Yapılabilir
Yat Turuna Gidilebilir
Tarihi Eserler Gezilebilir
Denize Gidilebilir
Teleferik Gezisi Yapılabilir
Kampçılık Ve Karavan Turizmi Yapılabilir
Rüzgar Sörfü Yapılabilir
Dinlenmeye Gidilebilir

KAŞ ANTALYA İline bağlı 5 Belde ve 48 köyü ile 47.594 toplam nüfuslu şirin bir ilçedir.Antalya’ya 192 km.,Fethiye’ye 106 km. Mesafededir.İlçe batıda Eşen Çeyı ile Fethiye’ye, doğuda Demre’ye, kuzeyde Elmalı İlçesine komşu olup güneyinde ise Meis Adası ile karsı karşıyadır. İlçenin yüzölçümü 2231 Km2 ve sahil uzunluğu 70 km dir.Küçük bir turizm beldesi olan KAŞ’da yılın her günü turistlere rastlamak mümkündür. KAŞ ve yöresi elde edilen bilgi, belge ve arkeolojik bulgulara göre Likya dilinde Habessos yada Habesa diye anıldığı sanılan KAŞ‘ın ilk çağlardaki adı Antiphellos idi .Daha sonra Andifli olarak bilinen Kaş çevresinin dağlarla çevrili olması ve hemen önünde masmavi Akdeniz’in bulunması ve tam karşısında Meis adasının bulunması ona ayrı bir güzellik vermiş , bunun için buraya Kaş adı verilmiştir.Kaş unutulmaz bir tatil geçirebileceğiniz eşsiz bir yerdir.Likya,Yunan ve Roma dönemlerinden günümüze ulaşan kalıntıların en eskileri İ.Ö.VI.y.y.’a tarihlendirilmistir.Antik kent Antiphellos’tan günümüze ulaşan açık hava tiyatrosu Helenistik dönemden kalmadır. Tiyatro, 26 basamaklı olup denize bakan yamaca kuruludur.Agora, şehrin güney yamacında yer almıştır.Bazelika tiyatronun yanındadır. Bir zamanlar Antiphellos’u çevreleyen surlardan günümüze çok az bir bölümü ulaşabilmiştir. Bunlardan başka kentin kuzey- doğusundaki dağın yamacında Gotik tarzını andıran Likya yazıtları, kaya mezarları ve mezar taşları ile kentin arkasında yeralan yine Likya yazıtlı Aslanlı Lahit (Anıt Mezar) bir de Anfitiyatronun Kuzey -doğusundaki 24 kız figürlü kabartmanın süslediği 3,70 m.yüksekliğinde ev tipi bir mezar bulunmaktadır.Yaz ayları boyunca Kaş’ın çevresinde bulunan tarihi ve turistik yerlere tekneler ve Minibüslerle günübirlik turlar düzenlenmektedir.Ayrıca, 3 gün 3 gece süren Mavi Yolculuk yapılmaktadır.
NELER YAPILABİLİR:
Arıcılık Yapılabilir
Alışverişe Gidilebilir
Dalış-Sualtı Dalış Yapılabilir
Yat Turuna Gidilebilir
Yamaç Paraşütü Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir
Denize Gidilebilir
Rüzgar Sörfü Yapılabilir

Zaman zaman, yöre adı olarak Marulye ,Marala ve Akseki kelimeleri kullanıla gelmiştir. Bütün bu kelimelerin nereden geldiği bilinmemektedir. Böyle olmakla beraber, aşağıda sıralanan söylenti ve yakıştırmalar, hep bu kelimelerin çıkış yerini açıklamaya çalışır.
NELER YAPILABİLİR:
Avcılık Yapılabilir
Yayla Turizmi Yapılabilir

Gazipaşa mevcut durumuyla daha ziyade tarım toplumu görünümünde ise de 13 Eylül 1989 tarih ve 20281 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla ( 89 / 14499 ) turizm bölgesi ilan edilmesi nedeniyle özellikle havaalanı ve yat limanı inşaatlarının başlamasıyla turizm sektörüne hızlı bir geçiş yapmaya başlamıştır. Halen 2 normal ticari otel, 2 adet turistik ( biri apart ) otel, Gazipaşa Belediyesi Deniz Tesisleri İşletmesi'ne ait bungalovlar ve 1 adet tatil sitesiyle yatak kapasitesi 600 ' e ulaşmış olup hızla otel ve motel inşaatları devam etmektedir.
NELER YAPILABİLİR:
Avcılık Yapılabilir
Rafting Yapılabilir
Trekking-Dağ-Doğa Yürüyüşü Yapılabilir
Eğlenmeye Gidilebilir
Alışverişe Gidilebilir
Dalış-Sualtı Dalış Yapılabilir
Yat Turuna Gidilebilir
Tarihi Eserler Gezilebilir
Denize Gidilebilir
Kampçılık Ve Karavan Turizmi Yapılabilir
Dinlenmeye Gidilebilir

Gündoğmuş’un bulunduğu bölgede bir kaza kurulması fikri devlet erkanında vardır. Çünkü, şu anda Gündoğmuş’a bağlı olan köylere idari ve bürokratik hizmetlerin ulaştırılması çok zordur. 1920-1930’lu yıllarda halkın ulaşımı çok zor olduğu için burada kurulacak bir ilçenin devleti halka, halkı devlete yakınlaştırılacağı düşünülmüştür.
NELER YAPILABİLİR:
Yayla Turizmi Yapılabilir
Trekking-Dağ-Doğa Yürüyüşü Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir

Elmalı, Antalya'ya 120 km. uzaklıkta, Antik Literatürde Likya Olarak tanımlanan bölge içerisinde Teke Platosu üzerinde kurulu bir yerleşim merkezidir. İlçe; Korkuteli, Kumluca, Finike, Kaş ve Fethiye ile çevrilmiş ve asfalt yollarla adı geçen ilçelere bağlanmıştır.
NELER YAPILABİLİR:
Trekking-Dağ-Doğa Yürüyüşü Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir
Yağlı Güreş Sporu Yapılabilir

Finike ilçesi, M.Ö 5.yy da Aykırıçay (Arykandos) ağzında Phoinikos adıyla kurulmuş eski bir yerleşim yeridir. Bu yönüyledir ki İlçede birçok tarihi ören ve antik yerler ile doğal güzellikler vardır. Bunlar arasında Limyra, Arikanda ve İdebessos gibi yerleşim yerleri önemlidir. Yine Suluin Mağarası ve 5 km uzunluktaki Gökbük Kanyonu görülmeye değer doğal güzelliklerdir.
NELER YAPILABİLİR:
Avcılık Yapılabilir
Dalış-Sualtı Dalış Yapılabilir
Yat Turuna Gidilebilir
Tarihi Eserler Gezilebilir
Denize Gidilebilir

İlkGeri12İleriSon
Yorum Ekle