DİYARBAKIRGeri

Isının 40-50 dereceye vardığı yaz günlerinin bunaltıcı sıcaklığından kurtulmak amacıyla gelişen düz damlı evleri ile tipik yöre mimarisinin günümüzde de yaşatıldığı Diyarbakır, uzun surları, Malabadi Köprüsüyle görülmesi gereken bir ildir.

Diyarbakır yöresinin en eski adı Assur kaynaklarında Amidi olarak geçer. Yunanca ve Latince kaynaklarda bu ad, Amido ya da Amida olarak yazılır. Arap akınları sırasında bölgeye yerleşen Bekr adındaki bir aşiret nedeniyle yörenin adı Bekr diyarı anlamında Diyar-ı Bekr olarak söylenmiştir. Günümüzdeki ismini, Atatürk’ün 1937’de halka yaptığı konuşma esnasında, şehrin adından Diyarbakır olarak bahsetmesiyle 10 Aralık 1937 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile almıştır.

Diyarbakır’ın Ergani ilçesine bağlı Çayönü Tepesi’nde yapılan kazılar, bölgede ilk yerleşimin M.Ö. 9. bine dek uzandığını göstermektedir. Yörede M.Ö. 2000’lere ilişkin ilk bilgiler Hurri- Mitanni halkına ve Hurri–Hitit ilişkilerine dayanmaktadır. Anadolu’nun en eski halklarından olan Hurrilerin yaşadıkları bölge Subartu denilen, yani bugünkü Diyarbakır’ı da içine alan yöredir. M.Ö. 1200’lerde Hitit Devleti’nin Anadolu’ya göç eden deniz kavimlerinin istilaları ile yıkılmasından sonra, Hititlerin Subartu ülkelerindeki üstünlüğünü kabul eden ve yönetim boşluğuna düşen Hurri ve Aram toplulukları, küçük kent devletleri oluşturdular. Daha sonra yöre, Mezopotamya’da güçlü bir krallık olan Assur, daha sonra kısa bir dönem için Urartu egemenliğine girmiştir. M.Ö. 7. yüzyıl ortalarında İskitlerin yerleştiği Amidi kenti, M.Ö. 625’te Medlerin, M.Ö. 550’de de Perslerin egemenliği altına girmiştir. M.Ö. 4. yüzyılda Pers İmparatoru III. Darius’un İskender orduları önünde yenik düşmesiyle yörede Helenistik dönem başlamıştır. Daha sonraları yöre Partlar ve Romalılar arasında cereyan eden savaşlara sahne olmuştur. M.S. 3. yüzyılda, İran’da başa geçen Sasani sülalesi ve Romalılar arasında el değiştiren kent, M.S. 4. yüzyılda Roma’ya bağlanmıştır. Daha sonraki dönemlerde Bizans Devleti ile Sasaniler arasında geçen savaşlar, bölgede güçlenmeye başlayan İslam ordularının üstünlük sağlamalarına neden olmuş, Hz. Ömer zamanında Diyarbakır Arap egemenliğine girmiştir. Uzun bir zaman Arap egemenliğinde kalan kent, 1085’te Selçuklu Devleti sınırlarına dahil olmuştur. Diyarbakır’ın Osmanlı Devleti’ne katılması 15 Eylül 1515’te Yavuz Sultan Selim döneminde gerçekleşmiştir.

Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Diyarbakır, yüzyıllar boyunca Güneydoğu Anadolu’nun fikir, sanat, kültür ve bilim merkezi olmuştur. Önemli bir ticaret merkezi olan şehir günümüzde de bu özelliğini korumaktadır.

Coğrafi Konumu

Diyarbakır’ın kuzeyinde Bingöl ve Elazığ, doğusunda Batman, güneyinde Mardin, güneybatısında Şanlıurfa, batısında Adıyaman ve Malatya bulunmaktadır.

İklimi

Diyarbakır’da sert ve kurak bir yayla iklimi hâkimdir.


İLÇELER:

Diyarbakır ilinin ilçeleri; Bismil, Çermik, Çınar, Çüngüş, Dicle, Eğil, Ergani, Hani, Hazro, Kocaköy, Kulp, Lice ve Silvan'dır.

İlkGeri12İleriSon
Diyarbakır tarihinin, önceleri M.Ö.3000 yılına kadar uzandığı bilinirken, son zamanlarda Çayönü kazıları ile yapılan araştırmalar sonucunda uygarlık geçmişinin M.Ö.7500 yıllarına kadar uzandığı belirlenmiştir. Diyarbakır ve çevresinde Hurriler, Mitanniler, Hititler, Asurlar, Medler, Persler, Büyük İskender, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular ve Osmanlılar hüküm sürmüştür.
NELER YAPILABİLİR:
Olta Balıkçılığı Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir

Ergani çok eski bir şehir olup kuruluş tarihi belli değildir. Yunus Peygamberin kurduğu rivayet edilse bile bu rivayet çok esaslı bir kaynağa dayandırılmamıştır.Ergani Dicle nehrinin sağ kıyında 10 km uzaklıkta 1526 m yükseklikte yarı sönmüş Zülkifil dağının derin bir sel yatağına bakan güneydoğu yamacı üzerine kurulmuştur. denizden yüksekliği 955 m dir. Diyarbakır Elazığ karayolunun 58. kilometresinde yer alan Ergani'nin yüzölçümü 1559 km dir.
NELER YAPILABİLİR:
Tarihi Eserler Gezilebilir

Diyarbakır'ın kuzey-doğusunda 95 kilometre uzaklıktadır. Lice ilçesinde M.Ö. ve sonrasına ait çok önemli tarihi kalıntılar vardır. Bu kalıntılardan bölgenin uzun süre Asur ve Nirbiler ile Doğu Seferine çıkan İskender ordularının egemenliği altında kaldığı görülür. Bu tarihi olayların en önemli belgeleri Bırkleyn mağaralarında bulunan Asur Hükümdarları I. Tiğlatpleser ile II. Tiğlatninip'e ait Stel ve kitabelerdir.

Diyarbakır'ın en yeni ilçelerinden olan Çüngüş dağlar arasına sıkışmış bu tanımıyla ekmeğini taştan çıkaran bir ilçemiz olmuştur. ilçenin tarihi çok eskidir daha önceleri Elazığ'a bağlı iken 1934 yılında Diyarbakır'a bağlanmış 1953 yılında ilçe olmuştur. Halkı son derece çalışkan ve konukseverdir. Halkının bu kadar çalışkan olmasından dolayı Çüngüş'ün topalı Bağdat'a gider Atasözü doğmuştur. Son zamanlarda yapılan Karakaya barajı ilçeye daha bir canlılık kazandırmıştır.
NELER YAPILABİLİR:
Olta Balıkçılığı Yapılabilir

Diyarbakır'ın kuzeybatısında olan Çermik kaplıcalarıyla tanınmış ünü tüm yurda yayılmış güzel ve yemyeşil bir ilçemizdir. Dünyanın her yanından insanlar şifa bulmak amacıyla bu kaplıcalara gelirler. İlçede adını buradan almaktadır.
NELER YAPILABİLİR:
Termal Turizm Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir

Diyarbakır'ın doğusunda 82 kilometre uzaklıktadır. Ortaçağın önemli merkezlerinden biri olan Silvan'ın ne zaman kurulduğu ve kalesinin ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, Diyarbakır kadar eski ve Diyarbakır tarihiyle yaşıt olduğu söylenebilir. Lehmann-Haupt, Silvan'ın eski bir Asur kenti olduğunu belirtir. Yine buranın M.Ö. 77 yılında Büyük Tigran tarafından kurdurulan Tigranokerta kenti olduğu ileri sürülür. Silvan'ın bilinen ilk adı Mortyropolis'tir. Silvanlı tarihçi İbn-ül Ezrak'a göre, çağının tanınan bilgin ve devlet adamı olan Silvanlı Piskopos Mar Marutha (Marusa) IV. yy sonu V. yy başlarında Bizans İmparatoru ile İran Hükümdarı Yezdigint'ten aldığı izin ile Hristiyan din şehitlerinin kemiklerini toplayarak buraya gelmiş ve bir şehir kurarak buraya "Şehitler Şehri" anlamına gelen Mortyropolis adını vermiştir.
NELER YAPILABİLİR:
Tarihi Eserler Gezilebilir

Köklü ve zengin bir geçmişe sahip olan Eğil ilçesi tarih içinde de önemli bir yer işgal etmiştir. Asur kalesinin adından da anlaşılabileceği gibi Asurlular'ın da ötesine ulaşan bir geçmişi vardır. O kale ki kalıntıları bile insanları halen etkileyebiliyor.

Diyarbakır'ın kuzey-doğusunda 72 kilometre uzaklıktadır. Toplan alanı 419 km2'dir. Bu alan içerisinde 24 köy ile 37 mezra bulunmaktadır. Lice, doğ ve güneyinde Silvan, batısında Kocaköy, güneybatısında Diyarbakır İl merkezi bulunmaktadır.

Diyarbakır'ın kuzey-doğusunda 128 kilometre uzaklıktadır. Volkanik ve sarp bir arazi üzerine kurulmuştur. Eski adı "Baş Kale" anlamına gelen "Pasur"dur. Kulp adını ise bölgeye egemen olan Kulpo adlı bir derebeyinden aldığı sanılmaktadır. M.Ö.606 yılında Asur egemenliği son bulunca Kulp ve yöresi önce Med'lerin daha sonra da Persler'in eline geçmiştir. Bir süre Ermeni hakimiyeti de bölgede hüküm sürmüştür. M.S. 226'da Roma egemenliğine giren Kulp, 639 yılında Diyarbakır ile birlikte Araplar'ın eline geçmiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Diyarbakır merkeze bağlı şirin bir köy olan Çınar 23 Haziran 1937 yılında bağımsız ilçe haline gelmiştir. Birçok uygarlığa yerleşim merkezi olan Çınar Diyarbakır İl Merkezine en yakın (32 km) coğrafi açıdan Diyarbakır'ın en büyük (1952 km2) Nüfus açısından da dördüncü büyük (57 bin) şirin bir ilçesidir.88 köy ve 2 belediyesi vardır.

İlkGeri12İleriSon
Yorum Ekle