FETHİYEGeri

  Fethiye(Yunanca: Μάκρη, Muğla ili'nin 12 ilçesinden birisi ve ilçenin yönetim merkezi olan şehir.Kentin eski adı Meğri'dir. Özellikle turizm açısından gelişmiştir. 2011 yılındaki merkez nüfusu 81.467'dir. Muğla'nın en büyük ilçesi ve Muğla merkezde dahil olmak üzere en büyük yüzölçümüne ve yerleşim alanına sahip ilçedir. Nüfus yoğunluğu açısından da Muğla merkez ve diğer ilçelerden büyüktür.Fethiye,Akdeniz bölgesinin batı kesiminde Muğla iline bağlı bir ilçedir.Yüzölçümü 3.059 km²'dir. Muğla ili de dahil en geniş yüzölçümüne sahiptir. Doğu ve Güneydoğu'da Antalya ili, güney, güneybatı ve batıda Akdeniz,kuzeybatıda Dalaman ilçesi, kuzeyde de Denizli ve Burdur illeriyle çevrilidir. Antik Telmessos kentini de içinde saklayan Fethiye ilçesi, Fethiye körfezi'nin doğusunda, Fethiye ovası'nın güneybatısında yer alır. İzmir-Muğla üzerinden gelerek; Antalya'ya ulaşan kıyı yolu 1 km. doğusundan geçer. Bu yolla, il merkezi Muğla'ya uzaklığı yaklaşık 130 km'dir.

Fethiye, pek çok önemli depremler geçirmiştir. 1856 yılında ve 25.04.1957 tarihinde, saat 04.25 'de 7.1 büyüklüğünde deprem meydana gelmiş ve 67 kişi ölmüş, 3200 adet binada hasar meydana gelmiştir.Tekrar inşa edilen Fethiye'de şu an modern bir liman ve marina vardır.

Fethiye çok eski çağlardan beri önemli bir yerleşim merkezidir. Antik dönemde” Işık Yurdunun insanları” anlamına gelen Likyalılar bu kente sahip olmuş ve Telmessos adıyla anılmıştır. Telmessos (Fethiye) M.Ö.545 (6. YY.) tarihinde Perslerin egemenliğine girmiş, M.Ö.333 (4.YY.) tarihinde kent Büyük İskender’e teslim olmuştur. Büyük İskender’in ölümünden sonra Telmessos bir süre Mısır Kralı Ptalomus’un egemenliğinde kaldıysa da daha sonra Roma İmparatorluğu’nun işgaline uğramış ve kentin adı bu dönemde “uzak diyar” anlamına gelen Meğri (Makri) ismiyle anılmıştır. Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra Fethiye (Meğri) Doğu Roma/ Bizans İmparatorluğunun sınırları içinde kalmıştır. 1282 yılında Menteşe Beyliğinin kurucularından Menteşe Bey, Meğri’yi Bizanslıların elinden almıştır. 1424 yılında ise Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı döneminde halk arasında Beş kaza diye anılan Meğri (Makri); 1874 yılında Menteşe Livasına bağlı bir kaza haline dönüştürülmüştür. Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber Muğla İline bağlanan ilçenin ismi 1934 yılında;1913 yılında Şam’dan havalanarak bir süre sonra Teberiye yakınlarında uçağı düşürülerek şehit olan ilk pilotlarımızdan Fethi Bey’in ismi anısına Fethiye olarak değiştirilmiştir.

İlkGeri12345İleriSon
Fethiye ilçesinde 40 km uzaklıktaki Ören köyünde bulunmaktadır. Günümüz yerleşimi antik kentin üzerinde bulunduğundan eski kente ait kalıntılar yer yer ve pek az seçilmektedir. Antik kente yaklaşımda yolun kenarında kayalık bir yükseltinin yüzeyinde oluşan bir düzine kadar kaya mezan dikkat çekicidir. Antik kentten günümüze köyün biraz yukansında yüksekliği 6 metreye kadar ulaşan akropole ait bir kulenin varlığı ile köy evlerinin arasında çokgen kenarlı taş blokları ile yapılmış küçük kalıntıya ait duvarlar seçilebilmektedir. Eşen çayının kaynağı olur da, hiç efsanesi olmadan olur mu? işte karşımızda Zeus ile Leto.!...

Yöreye özgü, sık sığla (günlük) ağaçlarıyla kaplı, ormaniçi dinlenme yeridir. Benzersiz güzellikleri, plajı ve kampçılık için hazırlanmış alt yapısı ile turistik çeşitliliğimiz içinde farklı bir konumdadır. Muğla-Fethiye Karayolu üzerinde olup, dolmuşlarla da ulaşım sağlanabilmektedir.

Fethiye’ye 7 km uzaklıkta eski bir yerleşim merkezidir. Rumca adı Levissi’dir. Bugünkü Kaya köyünden başlayıp, denize kadar uzanan vadi içinde Karmylessos’a alt hiçbir iz kalmamıştır. Bugün Ebohora dediğimiz, Epofera’nın batısında, Kavoangistro adı verilen burun eski Karmyiessos burnudur. Karmylessos civarında olan kaya köyü bağlık, bahçelik içinde bir yazlama köyüdür. Yaz mevsiminde Akdeniz’in cana can katan melteminin işlediği vadide çöküntü sonucu meydana gelen küçük, verimli ovanın üzerinde ve eteklerinde kurulmuştur. Rumlar zamanında, Kaya köyünde 25 000 nüfus vardı. Ayrıca eczaneleri, doktoru, iki tane büyük kilisesi, okulları, PTT’si, basım evi bulunan önemli bir ticaret merkezi idi.

Mavi yolculuk teknelerinin vazgeçemediği yerlerin başında denizi ve doğasıyla eşsiz güzellikteki Hamam Koyu gelir. Akdeniz insanı bu… Kendini inandırmış Kleopatra’nın burada denize girdiğine ve koya Kleopatra Koyu deyivermiş. Kleopatra’nın burada denize girdiği tartışılır ancak; gelip görmüş olsaydı, çok beğeneceği tartışılmaz ! Kurtoğlu Burnu’yla anakara arasındaki kıstağın doğu yüzündeki koyda, bir yapının denize çökmüş kalıntıları vardır. Bizans zamanından kalma bir manastır mı, hamam mı bilinmez.

Adını turunç ağaçları ve tatlı su pınarından alan bu koy, yatçıların uğrak yeridir. Tüm deniz ürünlerinin, özenle hazırlanarak sunulduğu balıkçı lokantası gurmelerin gözdesidir. Kaya Köyü’nden başlayan yürüyüş yoluyla da ulaşılabilen koy; plajı ve temiz deniziyle de ideal bir günübirlik mesire yeridir.

Fethiyenin başlıca iki akarsuyu vardir. Bunlardan biri Esen otekisi Kargı Çayıdır. Esen Fethiye'nin en büyük cayıdır. Eski çağda Xanthos denilen bu çayda Fethiyenin tarihçesinde Likya tarihi bölümünde daha sık söz edilmistir. Eşen Çayı kuzeyde Söğüt Gölünün kuzeyindeki Çal ve Kızıldağ vadilerinden doğar. Küçüklü Çayı adını alır. Guneybatıya dönen çay, Yayla Karaculha Çayını da alarak Ayı Dağının batısından geçip Kınıktan dönerek Eren dağından doğan Gökseli ve Kavaklıdere kollarını da aldıktan sonra Seki Çayı adını alır. Urluca köprüsünün batısında Yayla Eldirek ve Patlangıçtan gelen kollarla birleşerek Gacak mevkiinden batıya doğru yalçın kayalar arasından çağlayanlar yaparak Ören Köyüne akar. Ören Köyünün doğusunda kayalıklar arasından çıkan büyük bir memba suyu ile birleştikten sonra güneye doğru döner. Ören Köyünün batısında Akçay ile birleşir.

Gün batımında, güneş vurduğunda taş ve toprağın rengi kızıla döner ve kıpkırmızı bir renk kaplar adayı. Kızıl ada ismini bu renk oluşumundan almıştır belki de, bilinmez.... Adanın güney ucunda deniz trafiğine yön veren bir deniz feneri ve bekçisinin evi dışında hiç bir yapı yoktur. Kuzey batısındaki irili ufaklı kayalıklar (Deliktaş Adaları) dalış ve balık meraklıları için çok elverişlidir. Kızıl Adanın dalgalara kapalı doğu kıyısında yüzmeye ve demirlemeye elverişli geniş kumsalı gerek mavi yolcuların gerek günlük tur teknelerinin uğradıkları bir koydur.

İlçenin en önemli kamping alanlarından olan Katrancı koyunun tam karşısında bulunan ada adını buradan almıştır. Teknelerin yanaşmasına pek uygun olmayan ada çevresi daha çok balık tutkunları için vazgeçilmezdir.

Fethiye- Kızılcadağ - Korkuteli yolu üzerinde Kemer bucağına ulaşıldığında buradan güneye, daha sonra doğuya giden yoldan bugünkü adı ile Yaka’ya ulaşılır. İsmi Likya adı ile yazılı kitabelerde hava yada ilave şeklinde geçen Tios Ukya bölgesinin en eski yerleşim birimlerinden biridir. Bine ait bronz balta bu durumu kanıtlamaktadır. Yukarı akropolün batı yamacında bulunan Helenistik dönemine ait tiyatro kentin büyük oranda sağlam kalmış yapıları arasında sayılabilir. Erken Helenistik dönemine ait kilise kalıntısı ve roma dönemine ait hamam kalıntıları vardır.

Kaya Köyünün arkasındaki tepeyi aşarak gelen yo, sizi zeytin ve çam ağaçlarıyla çevrelenmiş bir başka güzelliğe,Gemiler Koyuna ulaştırıyor.Gemiler Koyunun tam karşısındaki kaplı St. Nicholas(Gemiler Adası) na bir tekne ile geçebilir ve Bizans döneminden kalma kalıntıları görebilirsiniz.1990 yılında bir Japon Arkeoloji heyetinin Fethiye müzesi ile birlikte başlattığı kazılarda gün ışığına çıkartılan buluntulardan, adanın erken Hıristiyanlık döneminde önemli bir ziyaret merkezi olduğu ve denizler azizi Nicholas’ın bu adada yaşadığı anlaşılıyor.

İlkGeri12345İleriSon
Yorum Ekle