ORDUGeri

Doğanın tüm güzelliklerinin cömertçe sergilendiği bir belde olan Ordu, deniz turizmi imkanları bakımından Doğu Karadeniz bölgesinde en şanslı il durumundadır.

Bölgenin en temiz kumu ve bölgenin en uzun kıyı şeridine sahiptir. Kıyı şeridinde, birbirinden güzel koylar, doğal ve sağlıklı plajlar ve çeşitli mesire yerleri mevcuttur.

Yeşil ile mavinin hünerlice kucaklaştığı şehri; şair şu dizelerle anlatmaya çalışmıştır.

ORDU'YA

Ben Ordu'yu anlatırken bütün şiirler susar

Elvan elvan bir sis alır başımı

Tenim yağmur olur gökyüzünde

Tenim yosun tutar sahil boyu

Tenim çocuklaşır ninni ninni

Dalgalanır bu masal denizinde.

 

Alem sevdasını,

Ben Ordu'yu anlatırım Tabyabaşında...

Üç kız beni dinler biri onüç, biri ondört biri onbeş yaşında.

Onüçlük daha çocuk ondörlük tozpembe,

Kimse bilmez onbeşliğin durgunluğunu....

Ama türküler bilir benim şu yokuş yüklü sokaklara vurgunluğumu.

 

Peştamalın moru kıskanır diye

Ben Ordu'yu anlatırken söyleyemem

Binbir tonda o yemyeşil kuşağı

İncir dalında yosun kuytuda Emine kız gözlerinde söyler

Oysa yedi ton yeşil kokar Ordu'da gökkuşağı

 

Ben Ordu'yu anlatırım rüzgarları efil efil bahçelerde

Elleri potak potak bebeleri

Sabah vakti ben taşırım "yama'dan"

Gah günü kovalarım yevmiyede

Gah geceyi kollarım harman vakti

Gah dellenirim uykuya

Yinede uyumam o uyumadan.

Ordu; Karadeniz bölgesinin giriş kapısıdır. Kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Tokat, Sivas, doğusunda Giresun, batısında Samsun ili bulunmaktadır. Konumu 40'- 41' kuzey paralelleri, 37' -38' doğu meridyenleri arasındadır. Toplam yüzölçümü 5961 km² olup, üzerinde Melet, Civil Deresi, Akçaova Deresi gibi büyüklü küçüklü akarsuların oluşturduğu yer yer alüvyon düzlükler bulunmaktadır. 2000 yılı Nüfus sayımına göre İl genel nüfusu 887.765'dır.

Ordu il merkezi, dağların denize dik olarak indiği melet vadisinin oluşturduğu alüvyon ovasına 500. rakımlı Boztepe'nin eteklerine kurulmuştur. İl merkezinden denize dökülen ve en büyük akarsuyumuz olan olan Melet Irmağı'nın doğu kısmında doğu ladini, yüksek kısımlarında ise karaçam, ibreli meşçereleri bulunmaktadır. Melet Havzası'nın batı kıyısından itibaren tarım arazileri dışında kızılağaç, kestane, gürgen ve doğu kayını küçük meşçereler halinde bulunmaktadır.

Tarım arazilerinde ise genellikle ağaççık formunda fındık bitkisi bulunmaktadır. Şehir kıyı ile birlikte doğu-batı doğrultusunda uzanan, yüksekliği 3000m'yi geçen aşılması güç Doğu Karadeniz dağ sıralarının kıyıda sıkıştırdıkları dar bir bölge ve küçük bir körfezin kenarında kurulmuştur. Ordu ili genel olarak ılıman bir iklime sahip olup, kışları ılık, yazları ise nispeten serin geçer. Yılın bütün aylarında mevsime uygun yağışlar mevcuttur.

Akarsu bakımından zengin olup, tüm kanyonlarda ırmak, dere türü akarsular bulunmaktadır. En önemli ırmakları Melet Irmağı, Bolaman Çayı, Elekçi Irmağı, Turna suyudur. Bitki örtüsü ladin, çam (karaçam), kızılağaç, kayın, gürgen, meşe, kestane ormanlık arazilerde bazen büyük, bazen küçük meşçereler oluşturmaktadır. Karadeniz maki formuna uygun bitki grupları orman vasfı bozulmuş arazilerde mevcuttur.Tarım arazilerinde yoğunlukla fındık bitkisi hakimdir.
Hitit tabletlerine göre İ.Ö.17.yüzyılda Ordu, Kaşkaların ülkesi ve Hitit hakimiyetinde idi.( İ.Ö.1700-1200) Hititlerden sonra bölgeye Frigler ( İ.Ö.1200-670) sonra da Kimmerler hakim oldu. ( İ.Ö.676-546)

Yunan Tarihçi Ksenophon (M.Ö.431 ) " Onbinlerin Dönüşü" adlı eserinde Ordu yöresinin yerli halkı olarak Mossinoikler, Khalibler ve Tibarenler'den bahseder.
Asurlu bir halk olan Tibarenler, Çarşamba-Ordu arasında yaşıyorlardı. Giresun- Ordu arasında yaşayan Khalibler, daha sonra batıya doğru demir madeninin bol olduğu Tibaren ülkesine yayıldılar; merkezleri Ünye olmuştur.

Kimmerler döneminde Miletoslular yörenin kıyı kesiminde ticaret kolonileri kurdular. Kimmerler'den sonra hakimiyet Med ve Perslerin ( M.Ö. 547-334) eline geçti.Pers hakimiyetine Makedonyalı İskender son verdi.Bundan sonra bölge 50 yıl kadar yerli aşiret reisleri tarafından yönetildi. İ.Ö.280'de İran kökenli yerli krallardan Mithridates'in kurduğu Pontus krallığının İ.Ö.280 - İ.S.63 tarihleri arasında üç buçuk asırlık ömür sürmüştür ama hakkında ayrıntılı bilgi yoktur. Vl. Mithridates'in oğlu Pharnakes'in bu bölgeye hakim olduğu ve adından dolayı buralara Pharnakia dendiği biliniyor.Bu kral 25 yıl Romalılara direndi ve sonunda teslim oldu. Böylece Pontus kıyıları Roma ve Bizans hakimiyetine geçti.

Bölgenin etnik yapısını değiştiren asıl olgu, bu siyasi olaylar değil, M.S.324 yılında bölgede hristiyanlığın yayılması, yerli halkların hristiyanlaştırılması ve Yunan dilini öğrenmeye başlamışlardır.

Latinlerin Bizans'n başkenti Konstantinopolis ( İstanbul)'i 1204 yılında ele geçirmesi üzerine , Komnenos ailesinden Aleksios ve David, Gürcülerin de yardımıyla Trabzon Devleti'ni ‘ 1204-1461) kurdu. Bu devleti Fatih Sultan Mehmed ortadan kaldırdı. Fakat Ordu ve Yöresi Osmanlılar tarafından değil, 1270' lerden 1380'lere kadar uzanan uzun bir süreç içinde diğer TÜRK Gruplarının Özellikle Hacı Emiroğullarının mücadeleleri sonucunda fethedildi.XII.yüzyıl başında, Karadeniz'in Samsun'dan Rize'ye ve canik dağları zirvesinden sahile uzanan bölgesinde Trabzon Devleti ( 1204 – 1461) vardı. İstanbul Latinlerin elindeydi. Batı Anadolu'da İznik Devleti kurulmuştu. Bunlar dışında bütün Anadolu Selçuklular tarafından XI. Yüzyıldan buyana Türk iskanına açılmış ve burada güçlü bir Müslüman Türk medeniyeti kurulmuştu. Sinop'tan Karadeniz'e açılan Selçuklu Devleti şüphesiz Trabzon'u tehdit ediyordu.

1223' te Selçuklular tarafından gerçekleştirilen Trabzon seferi, sonuç vermedi. Bununla birlikte, Trabzon Devleti genel olarak Selçuklulara bağımlı idi. Ne var ki, iki devlet arasındaki barış içinde devam eden yaşama süreci, ancak 1243 yılında Anadolu'nun İlhanlılar tarafından istilasına kadar devam etmiştir.

Anadolu'daki Moğol hakimiyeti kısa sürdü, fakat bölge yapısında büyük değişmelere yol açmıştır. Bu değişmenin en önemli sebebi, Moğol istilasıyla birlikte çok sayıda Türk aşiretinin XI. Yüzyılda olduğu gibi, Anadolu'ya göç etmiş olmasıydı.
İlhanlılar bu aşireti kontrol altına almakta zorlandı. Zaten son İlhanlı valileri de merkeze karşı isyan ettiler. İşte bu iki sebeple, XIII. yüzyılın ikinci yarısında ve XIV. Yüzyılın başlarında Anadolu'da bir çok Türk Beyliği kuruldu.

Bu beyliklerden Trabzon Devleti'ne sınırdaş olanlar arasında Sivas'ta Eratnalıların yerine geçen Kadı Burhaneddin Devleti, Bayburt ve Erzincan Beyleri, merkezi Milas ( Mesudiye) olan Hacı Emiroğulları Beyliği ve merkezi Niksar olan Taceddinoğulları Beyliği vardı.Trabzonlular, bu devlet ve halklarla ve yine Doğu Anadolu'da bir Türk konfederasyonu olan Akkoyunlularla ilişki içindeydiler.

Ordu ve çevresinin Türkler tarafından fethedildiği XIV. Yüzyılda, Trabzon Devleti'nin çevresindeki Türk Beylikleriyle ilişkileri hakkındaki araştırmaları bulunan Trabzon saray tarihçisi Panaretos'un Kronik'i ile Kadı Burhaneddin'in yakını olan Aziz b.Erdeşir-i Esterabadi'nin Bezm u Remz adlı eserleri; Ordu tarihi hakkında bize bilgi veren nadir eserlerdir.

Bu kaynaklardaki verilere göre, Trabzon İmparatorluğu'nun XIV. yüzyıl boyunca Türklerle sürekli çatışma halinde olduğunu, yüzyılın ilk yarısında karşılıklı baskınlarla devam eden ilişkilerin, daha sonraki dönemde Trabzon İmparatorunun kızlarını Türk Beyleriyle evlendirmek suretiyle akrabalık ilişkilerini geliştirip barış ortamı yaratmaya çalıştıklarını, bununla birlikte baskın ve çatışmaların yine de devam ettiği görülmektedir.

1276'da Karamanlı Mehmed Bey'in Konya üzerine yürümesini fırsat bilen Trabzon İmparatoru, 1277' de denizden Sinop'a saldırmış, ancak Çepniler tarafından bozguna uğratılmıştır, bunun üzerine bazı Türk grupları Samsun sahil şeridini takiben doğuya doğru ilerlemişler; Karadeniz dağlarında yayla yapan Türk grupları ise, Harşit Deresi, Aksu,Melet Suyu, Bolaman Deresi ve benzeri vadilerden sahile doğru inmeye başlamışlardır.Yaylalardan sahile uzanan mesafe 70- 80 km civarındadır.Bu kadar kısa bir mesafe, muhtemelen arazinin dağlık olması sebebiyle, ancak 120 yıllık bir zaman dilimi içinde fethedilebilmiştir.1297-1380 yılları arasındaki 20 civarandaki çatışma, Panaretos'un Günlüğü'nde anlatılmaktadır.İşte bu çatışmalarla Hacıemiroğulları Beylerinden Bayram ve Süleyman Beyler, 1396 yılında Orta Karadeniz Bölgesini bir daha geri dönmemek üzere fethetmişlerdir. Türkler bölgeye bütün varlıklarıyla, aileleriyle birlikte yerleşmişler, toplu bir iskan politikası uygulayarak kendi düzenlerini kurmuşlardır.
Fatih Sultan Mehmet tarafından 1455 yılında yaptırılan ve Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan bu Tahrir Defterine göre Ordu yöresinin resmi adı, Vilayet-i Canik Bayramlu me'a İskefsir ve Milas'tır. Bu adlar Bölükler biçiminde örgütlenen bir Ordu'nun, Ordu yöresini tuttuğunu ve iskan ettiğini açıkça göstermektedir.

Ordu Bölgesi Hacı Emiroğulları tarafından kesin olarak 1390'larda, yani 1455 yılı tahririnden 65 yıl önce feth ve iskan edilmiştir. İşte bu bölükler, askeri birlikler tarzında örgütlenerek bölgeyi feth ettikten sonra buralara yerleşen boy ve oymaklardır. Her bölüğün yerleştiği kısım bir idari birim olmuş ve fetih sırasında başlarında bulunan kişinin adı idari birime ad olarak verilmiştir. Mesela; Bucak Bedir(lü),Ebulhayr Kethüda, Alibeğece, Fidaverende gibi.

İdari birim adları arasında, şahıs adları dışında altı ad vardır. Bunlardan biri, Ordu bi ismi Alevi'dir.Bu, Hacıemiroğulları ailesinin mensup olduğu cema'atin adıdır. Bunlar da ayrı bir bölük oluşturmaktadır. Bu ad aslında, Türklerin devlet merkezini Ordu olaak adlandırması geleneğinden gelmektedir.Taceddinoğulları Beyliğinin merkezi olan ve bugün hala Çarşamba'nın güneyinde varlığını koruyan köyün adı ORDU'dur. Diğerleri Elmalu, Kıruk-ili, Milas( Mesudiye), Hafsamana ( Gölköy) ve Bolaman'dır.
Ordu yöresinin fethi, profesyonel orduların bir ülkeyi veya bölgeyi fethine benzemez çünkü asker nitelikli değil aile fertlerinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.Yurt olarak benimsenmiştir.Selçuklular döneminde, Anadolu'nun büyük bir bölümünde uygulanan ve bu ülkedeki nüfus ve kültür yapısının temelini oluşturan fetih ve iskan biçimidir.

Ordu 1920 yılına kadar Trabzon Vilayeti'ne bağlı bir kaza iken 04 Nisan 1921 tarih ve 69 sayılı ''Ordu Müstakil Livası Teşkiline Dair Kanunla'' merkezi Ordu olmak üzere Canik Sancağı'na bağlı olan Fatsa ve Ünye kazası da Ordu'ya bağlanmış ve müstakil Ordu Livası teşkil edilmiştir.

 

1923 Yılında ''Sancak'' adı ''Vilayet'' olarak değiştirilerek,bugünkü mülki taksimatta Ordu vilayeti

olarak yerini almıştır.

 

İlkGeri12İleriSon
Ünye’nin çok eski ve köklü bir tarihi vardır. Kuruluşu tarih öncesi çağlara, yani yazının kullanılışından daha eskilere kadar uzanmaktadır. Bu tarihi, en eski dönem, türk fetihlerine kadar olan dönem, ilk fetihlerden Osmanlılara kadar olan devre, osmanlı dönemi istiklal harbi ve cumhuriyetten günümüze kadar geçen dönem olmak üzere beş bölümde incelemek faydalı olacaktır.
NELER YAPILABİLİR:
Avcılık Yapılabilir
Olta Balıkçılığı Yapılabilir
Trekking-Dağ-Doğa Yürüyüşü Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir
Denize Gidilebilir
Kampçılık Ve Karavan Turizmi Yapılabilir

Ordu ili, Türkiye'nin Karadeniz bölgesinde yer alan, doğusunda Giresun, batısında Samsun, güneyinde Sivas ve Tokat illeri ile komşu şehirdir. Fındığı ile ünlü olup Türkiye'nin fındık üretiminin çoğunu karşılamaktadır. 1963 1964 yıllarında Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Prehistorya Tarihi Kürsüsü Prof.I.Kılıç KÖKTEN'in Ordunun Ünye civarında yaptığı arkeolojik kazı ve tetkiklere göre Ordu İli'nde yerleşmeye ve medeniyet eserlerinin verilmesine M. Ö. 1 5 bin yıllarında başlanmıştır. Yine en eski yerleşme sahalarından biri de Mesudiye ilçesidir. Bu ilçe de Prehistorya ve daha sonraki eski tunç devrine ait bir çok buluntular ele geçmiştir. Bölgede dolayısıyla Hitit ve Frigler'inde hakimiyeti görülmektedir.
NELER YAPILABİLİR:
Termal Turizm Yapılabilir
Avcılık Yapılabilir
Yayla Turizmi Yapılabilir
Trekking-Dağ-Doğa Yürüyüşü Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir
Denize Gidilebilir
Kampçılık Ve Karavan Turizmi Yapılabilir

Ulubey İlçesi'nin tarihi, Ordu İli ile Gölköy İlçesi'nin tarihleriyle müşterek yaşanılmış olduğundan, bu ilçenin tarihini tek başına ifade etmek mümkün değildir. Çünkü Ulubey tarihi Ordu ve Gölköy tarihi ile aynı tarihi akış içinde seyretmiştir.Ulubey ilkönce, şimdiki Ulubey'in güneyinde bulunan Bahaettin köyünde kurulmuştur. Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Belde sakinlerinin, Gölköy'ün Şimşirlik köyünde çıkan Taun (Veba) hastalığı dolayısıyla Gölköy'den Ulubey'e göç ederek geldikleri söylenir.
NELER YAPILABİLİR:
Tarihi Eserler Gezilebilir
Kampçılık Ve Karavan Turizmi Yapılabilir

Ordu'ya 13 km. uzaklıktadır. Perşembe İlçesi bir kıyı şeridine kurulduğu için, doğal plajlara sahiptir. İlçenin tarihi ve arkeolojik değerlerinden biri de Yason Kilisesidir.Vona adı ile anılan Perşembe İlçesinin M.Ö. VIII.yüzyılda Yunan kolonistleri tarafından kurulduğu tarihi kayıtlardan anlaşılmaktadır. Ordu'nun 13 km.batısında kurulmuş olan bu kasabanın tarihi, Fatsa ve Yasun'un tarihleriyle birlikte yaşanılmıştır.
NELER YAPILABİLİR:
Yayla Turizmi Yapılabilir
Jeep Safari Yapılabilir
Trekking-Dağ-Doğa Yürüyüşü Yapılabilir
Yamaç Paraşütü Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir
Denize Gidilebilir

Bugünkü ilçe sınırları içinde yer alan Musalı Köyü'nün batısında Meletios adlı eski bir yerleşme vardır. Ayrıca, Kale Köyü yakınlarında Danişmentliler Dönemi'nden kalma mezar taşları ve yine kent yakınlarında bir Bizans şato kalıntısı bulunmaktadır. Bu süre Rum Pontos İmparatorluğu'nun yönetimi altında kalan Mesudiye, daha sonra Hacı Emiroğulları'nın üstünlüğünü tamdı. Bazı belgelere göre, Hacı Emir Bey'in malikânesi Mesudiyesi İlçesi'nin Eskidir Köyü içinde bulunmaktaydı.
NELER YAPILABİLİR:
Avcılık Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir

İlk önceleri (Sınman) köyünde kurulan Gölköy, 17. Yüzyıl ortalarında bugünkü yerini almıştır. İlçeyi şimdiki yerine ilk defa kuran Şıhmanoğlu soyundan Hacı Ali Ağa'dır. Torunu küçük Hacı Ali Ağa ise şimdiki Konak adı ile anılan ve surlarla çevrili şatoyu yaptırmıştır. Bu şato, kasabaya hâkim bir tepenin üzerindedir. Zamanla birçok onarımlar görmesine rağmen, kalıntıları eski kişiliğini korumaktadır.
NELER YAPILABİLİR:
Termal Turizm Yapılabilir
Olta Balıkçılığı Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir

Kabataş 142 km2 yüzölçümü sahip bir ilçedir. 21.335 nüfuslu ilçeye Ibelde, 2 köy ve 14 mahalle bağlıdır. Kabataş İlçesi önceleri Aybastı ile birlikte Gölköy'e bağlı bir köydür.1971'de Ardıç, Belen, Yeniceli ve Eceli köylerinin Kabataş ile birleşmesi sonucunda Kabataş Beldesi kuruldu. Kabataş Beldesi 20 Mayıs 1990 tarih 20523 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 09 Mayıs 1990 tarih 3644 nolu kanunla " İLÇE " haline getirilmiştir.

118 Km2 yüzölçümüne sahip bir ilçedir. İlçeye 5 belde, 11 köy ve 21 mahalle bağlıdır. İlçenin tarihi 12. yüzyıla hüküm süren Taceddinoğulları Beyliği döneminde kadar inmektedir. 1962 yılına kadar Laleli ismiyle bilinen yöre, bu yılda ikizce adını almıştır. 1990 yılında ilçe olan ikizcenin Orduya uzaklığı 113 km dir. Denizden yüksekliği 130 metre olan ikizce' de Karadeniz iklim özellikleri görülür. İlçe halkının en önemli gelir kaynağı tarımdır. Yöre kestane balı ile ünlüdür.
NELER YAPILABİLİR:
Tarihi Eserler Gezilebilir

Bölgenin ilk egemen halkı Halip (Kalip) ,Kolk ve Kokurlardır. Kalipler ve Mitridatlar en kuvvetli çağlarında demir madenleri işletiyorlardı. Korgan ' da Tatarcık köyü sınırları içersinde bulunan ve halen de yine maden ormanı adı ile anılan mıntıkada ve yine Korgan ' in bazı yaylalarında ve özellikle Yalman civarında demir cüruflarına, işletilmiş maden yataklarının izlerinin bulunması, Koliplerin ve Mitridatların bu yerlerde M.Ö. 12 yy' da buralarda yaşadıklarını göstermektedir.
NELER YAPILABİLİR:
Termal Turizm Yapılabilir
Yayla Turizmi Yapılabilir

Doğal yer altı kaynakları açısından şanslı olan ilçede, Ilıca kasabasında şifalı su bulunmaktadır. Bu suyun romatizma, bel ağrısı, böbrek rahatsızlığı gibi hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir. Elmaköy'de birçok hastalığa şifa olduğu bilinen Acısu bulunmaktadır. Kız kulesi, çınar ve ulu ağaçlar, Göreği manastırı, Cıngırt kaya ve Gaga gölü ilçede görülmeye değer yerlerdir.
NELER YAPILABİLİR:
Termal Turizm Yapılabilir
Trekking-Dağ-Doğa Yürüyüşü Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir

İlkGeri12İleriSon
Yorum Ekle