RİZEGeri

Rize ili batıda Trabzon, güneyde Erzurum ve Bayburt, doğuda Artvin illeri ile kuzeyde Karadeniz’le çevrilidir. Rize İlinin yüzölçümü 3920 km² ’dir. Çok engebeli ve dağlık bir arazi yapısına sahip olan Rize’nin kıyı şeridinin uzunluğu 80 km, genişliği ise 20-150 m arasında değişmektedir. Kıyı şeridinde akarsuların taşıdığı alüvyonlarla oluşan düzlükler yer almaktadır. Yüksek kıyılardan oluşan Rize kıyıları genellikle sade bir görünüşe sahiptir. Kıyı şeridinde yer yer falezlere ve taraçalara rastlanır. Kıyı şeridinin hemen arkasında 150-200 m’yi bulan tepeler yükselir. Bu alandan itibaren Karadeniz’e dökülen akarsular dar ve derin vadiler oluşturur.

Dik yamaçlı “V” profilli bu vadiler yaklaşık 2000 m yüksekliğe kadar devam eder. 2000 m yükseklikten sonra 3200 m yüksekliğe kadar olan kısımlarda basık sırtlar, dik yamaçlı “U” profili vadiler yer alır. Bu sahada çok sayıda buz yalağı ve moren set gölleri yer almaktadır. Yüksekliği 3000 m. yi aşan alanlar Rize topraklarının en sarp kısımlarını oluşturmaktadır. Bu alanda Rize’nin en yüksek noktası olan Kaçkar tepesi yer almaktadır.

Rize yöresinde Karadeniz iklimi hüküm sürmektedir. Karadeniz ikliminin özelliği, yazları serin kışları ılıman ve her mevsim yağışlı olmasıdır. Bunda en büyük etken dağların kıyıya paralel uzanmasıdır. Rize’nin yıllık ortalama sıcaklığı 14 C. dir. Rize’de bu güne kadar kaydedilen en düşük sıcaklık -7C, en yüksek sıcaklık ise 38 C olarak tespit edilmiştir.

En soğuk ay ocak, en sıcak ay temmuzdur. Yıllık yağış miktarı 2300 mm. nin üzerinde olan Rize, Türkiye’nin en çok yağış alan ilidir. Rize’de yağış her mevsime dengeli olarak dağılmakta olup kurak mevsimi yoktur. İlde en az yağış ilkbaharda, en çok yağış sonbaharda görülür. Nem oranı her zaman %75’in üzerindedir.

Bölgenin doğal bitki örtüsü, kıyılarda nemlilik ve yağışın fazla olması sebebi ile geniş yapraklı gür ormanlardan oluşur. Türkiye ormanlarının %25'ini barındırır ve sahip olduğu ormanlar bakımından Türkiye'nin en zengin bölgesidir.

Anadolu’nun kuzeydoğusunda Kaçkar Dağları ile Karadeniz arasında oldukça sarp bir arazide kurulan Rize’nin tarihi hakkında yeterli bilgilere sahip değiliz. Rize yöresinde yaşayan ilk kavim bitişken dilli, Asyanik kavimleridir. Bölgenin adının ilk defa yazılı bir kaynakta geçmesi M.Ö. 8 yüzyılda olmuştur. Bir bölgede Tarih Çağı'nın başlaması, ilk defa o bölgenin bir yazılı kaynakta anılması ile olur. Bu yüzden, Çoruh boyları ve Rize bölgesi tarihte ilk olarak, Urartulu II.Sardur'un, M.Ö.765 yılında Kars’ın kuzeyindeki, Çıldır Gölü’nün güneyinde yer alan Taşköprü Köyü üstündeki kayalıkta kazdırdığı çivi yazılı kitabede, 'Kulki/Kulkha' olarak geçmiş, sonraki Yunan kaynaklarında da 'Kolk-Koldit'lerden bahsedilmiştir. Bu çivi yazılı kitabe, bölge adının yazılı olarak ilk defa bir yerde geçtiği kaynaktır.

Büyük İskender'in, Pers kralı III. Darius'u yenilgiye uğratması ile elde ettiği Anadolu hakimiyeti M.Ö. 323 senesine kadar sürmüştür. İskender’in ölümünden sonra komutanları ile satraplar arasındaki çıkar ve egemenlik savaşlarında bağımsızlığını ilan eden Mitridates Kitistes, Karadeniz kıyısında Sinop dolaylarına doğru genişleyen Pontos Krallığı’nı kurdu. Pontos Kralı Farnakes M.Ö. 180'de Rize'yi işgal ederek krallığın topraklarına kattı. Rize yöresi daha sonra M.S. 10 yılında Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiştir. Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra Rize ve çevresi Bizans topraklarının içerisinde kalmıştır.

Gürcü Kralı III. George (1156-1184) ve Kraliçe Thamara (1184-1212) dönemlerinde Gürcü Ordusunda yüksek mevkiler alan Kumanlar daha sonra Ortodoks Hıristiyanlığı kabul etmiş ve bu devletin Müslüman Türklerle olan sınır bölgelerine yerleşmişlerdi. Bugün Rize'nin İkizdere İlçesinin dağ köylerinde yaşayan Kumbasarlar bu dönem Gürcü ordusunda Başkumandanlık yapan ve yaşlanınca Kraliçe Thamara tarafından bir oyunla görevinden alınmak istendiği için malikane olarak verilen bölgeden ayrılıp Rize Dağlarına çekilen Kumbasar ailesine mensupturlar.

Bu dönemlerde bir tekstil ve ticaret merkezi olarak tanımlanan Rize aynı zamanda Trabzon’daki Rum Krallığına bağlı bir kaza merkezi (Bandon) idi. Merkezi, Pazar olan Rize'nin doğusundaki topraklar ise imparatorluğun sınırları içinde ayrı bir idari birimdi. 1458'de Uzun Hasan'ın, Atabeklerin eli ile yönetilen Çoruh havzasına girip İspir Bölgesini devletin sınırları içine katmasından sonra Hemşin Bölgesi de Akkoyunlular'a tabi olmuştu. Fakat sahildeki Rize kasabası ve Pazar'a kadar olan topraklar Trabzon Krallığına aitti. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet bizzat gelerek Trabzon'u fethettiği zaman sahilde Çoruh Nehrine kadar olan topraklar, Hemşin dahil, Osmanlı Devleti hakimiyetine girdi.

Fetihten önce bu bölgede bulunan Trabzon Rum Krallığı, Megrel Dadyanı, Kartli Kralı ve Çoruh Atabeği kendi aralarında bir Hıristiyan ittifakı yaparak Osmanlı'nın rakibi Akkoyunlu’ları da hami olarak bu ittifaka dahil etmişlerdi. Bu ittifak Papa'nın gayretiyle organize edilecek bir haçlı seferi ve kendilerine destek sağlayacak, Osmanlı’ya rakip diğer Türkmen Beyleri ile Osmanlı’ya saldırıp ortadan kaldırmayı planlıyordu. Bu tertibin farkında olan Fatih 1461'de bizzat sefere çıkarak ittifakın beyni olan Trabzon Krallığını ortadan kaldırdı.

Fatih Sultan Mehmet, Komninoslu bir anadan doğan ve Komninoslardan evli olup, Turabozan Tekfurluğunun müttefiki olan Akkoyunlu Padişahı Uzun Hasan'a rağmen, 1461 yazında ordusuyla gelince, son Takvur savaşsız teslim oldu. Daha önce şehirdeki Rumların çoğu ve çevredeki Rum köylülerinin bir kısmı, Kırım'a göçüp, orada yerleştiklerinden, 1475’te Kırım liman şehirleri Venedik ve Cenevizlilerden alınıp, ilk tahrir yapılırken, bunların "Turabuzoniyan" diye yazıldığı görülüyor. Aynı 1461 yılında, doğuda Çoruh ağzına kadarki yerler ve arada Rize'de savaşsız fethedilerek, bütün buralar, yeni kurulan "Turabozan Sancağı"na bağlandı. Şehir ve kasabalara gönüllü ve sürgün olarak Çorum, Amasya, Tokat ve Samsun bölgelerinden Türkler getirtilerek vergilerden muaf olarak 1464 yılına kadar yerleştirildi.

İkinci Fatih çağı iskanı, 1466 da Konya/Karaman fethedildikten sonra, şehir ve kasaba halkının çoğu İstanbul'a, diğer kısmı da Turabozan Sancağındaki köylülere ve Rumeli’ye yerleştirildi. Turabozan Sancağı’na yerleştirilenler çoğunlukla Rize Kazası’na yerleştirilmiştir. Bu yüzden, her iki iskan sırasında gelen Müslüman Türkler, buralardaki İslami yaşayışları sonucunda Kıpçaklı ve yerli halkın Müslüman olmalarına sebep olmuşlardır. Osmanlı vergi defterlerinde, kimlerin Müslüman olduğu işaret edilmiştir.

1486 yılında, yani Fetih'ten 25 yıl sonra tutulan ilk Turabozan Sancağı Tahrir Tapu Defteri'nde, şimdiki Rize bölgesi:

o RİZE,
o ATİNA (Hemşin nahiyeleri dahil),
o LAZLUK (Ardeşen, Vitçe/Fındıklı, Arhavi, Hopa dahil) üç kaza halinde Turabzon'a bağlı gösteriliyor.

Trabzon ve Rize’de ki (Hemşin) "Bornak" adlı köy ve yayla da, Akkoyunlu’ların vezirler çıkaran boyundan olup, buralara iskan edilen koldan kalmadır.

Yavuz Sultan Selim, Çaldıran sonrası, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu fethetmiş, Maraş Bölgesinde Dulkadiroğulları Beyliğini de ortadan kaldırmıştı. Bu beyliğe mensup birçok aileyi sürgünle Trabzon Sancağına gönderirken, bunlar Trabzon'un doğusunda yer alan nahiyelere yerleştirilmiş, önemli bir bölümü de Rize bölgesinde iskan ettirilmiştir. Günümüzde Rize bölgesinde birçok aile dedelerinin geldikleri yerin ismini, aile ismi olarak aldığı için bu isimlerin incelenmesi bize Yavuz Sultan Selim'in valilik ve saltanatı döneminde Rize'ye yerleşen ailelerin geldikleri coğrafya hakkında fikir verir.

1640 yılında Gönye Kalesi’ne görevli giden Evliya Çelebi Rize’den kısa olarak bahseder: Trabzon’a bağlı, deniz kıyısında, bahçeli, güzel bir yerdir, der. Rize tarihinin önemli olaylarından biri de Rize Ayanı, Batum Kalesi muhafızı Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın isyanı ve öldürülmesi olayıdır. (1814-1817) Rize’nin 19 yy’da bir kaza merkezi olduğunu görüyoruz. 3 Mart 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması’yla Lazistan Sancağı merkezi olan Batum Rusya’ya bırakılınca, Rize sancak merkezi oldu. Hicri 1322, Miladi 1904 tarihli Trabzon Salnamesi’nde Rize ile ilgili özetle şu bilgiler yer alır: “ Lazistan Sancağı’nın merkezidir.”

1914 yılında Osmanlı devletinin I. Dünya Savaşı’na girmesiyle doğu cephesinde başlayan çatışmalarda, 16 kasım 1914’te Hopa Hudut Taburu ile Ali Rıza Bey’in milis kuvvetleri Borçka üzerine yürüdüler. Türk ordusu ve gönüllü milisler büyük başarılar sağladılar, ancak Rusların sürekli, sahil yerleşimlerini bombalamaları, ünlü Midilli ve Yavuz gemilerinin saf dışı kalması, yardım gelmeyişi üzerine kuvvetlerimiz 19 Şubat 1916’da Fırtına Deresine kadar çekildi. 8 Mart 1916 tarihinde, Ruslar Rize’yi işgal ettiler. Savaş yıllarında söylenen bir Rize türküsünde şöyle denmektedir:

Urusun gemileri
Siyah bayrak açayi
Midilliyi görünce
Bulut alti kaçayi

Böylece Rize için esaret yılları başladı. Rize halkı için bu kara günler 2 Mart 1918 ‘e kadar sürdü. Ruslar çekildikten sonra silahlı Rum çeteleri ortaya çıkmaya başladı. Bölgede bir Rum–Pontus Devleti kurmak için çalışmalar yapılıyordu. Bu gelişmelere karşı Trabzon’da bütün Doğu Karadeniz Bölgesini içine alan “Trabzon Muhafaza-i Hukuku Milliye Cemiyeti” kuruldu. Bu cemiyetin Rize şubesi açıldı. 23 temmuz 1919 da toplanan, Erzurum Kongresine bu şube adına Hemşinli Necati Efendi, Abaza Hakkı Efendi katıldı. 8 aralık 1922 tarihinde Şark Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşanın Rize’ye gelmesiyle Rum çetelerine karşı yapılacak mücadele planlandı.

Rizeliler Kuva-i Milliye’ye yazılarak İstiklal Savaşı’na katılmışlardır.

İstiklal Savaşı kazanılıp Türkiye Cumhuriyeti kurulunca, Rize bir ara Artvin ile birleştirilerek Çoruh vilayeti adını aldı. Daha sonra 20 Nisan 1924’te tek başına Rize Vilayeti oldu. Ulu önder Atatürk 17 Eylül 1924 tarihinde Rize’ye gelmiş ve resmi ziyaretlerden sonra Mataracı Mehmet Efendi’nin evinde misafir edilmiştir. Kaldığı bu ev bu gün Atatürk Evi Müzesi olarak ziyarete açıktır. Cumhuriyet döneminde Rize’nin kalkınması için değişik teşebbüsler yapılmıştır. Bunlardan birisi de Osmanlı Hükümeti zamanında bir yabancı firmaya yaptırılan Rize-İspir-Erzurum karayolu projesidir. Bu yolun yapımı için halk uzun yıllar gönüllü olarak çalışmıştır. Vali A.Ekrem ENGÜR zamanında (1930-1935) çalışmaya yeni giden gruplar törenle vilayetin önünden hareket ediyorlardı. 1937 yılından sonra çay üretimine geçilmesiyle yöre insanının ekonomik kazancı artmıştır.

İlkGeri12İleriSon
Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Rize, bölgenin en karakteristik özelliklerini gösterir. Anadolu'nun diğer bölgelerinden coğrafi yapısıyla olduğu gibi kültürel yapısı ile de ayrılır. Dik yamaçlı vadileri, doruklara ulaşılabilir dağları, buzul gölleri, zümrüt yeşili yaylaları, tarihi kemer köprüleri ve kaleleri, coşkun akan dereleri ile çok özel bir turizm beldesidir.
NELER YAPILABİLİR:
Termal Turizm Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir

Pazar, Ardeşen, Çayeli, Hemşin, İspir, İkizdere ve Yusufeli ilçeleri ile sınırları olan Çamlıhemşin, iç bölgede yer alan ilçelerden biridir. Çamlıhemşin’in yüzölçümü 88km² ’dir. Eski adı “Viçealtı” olan ilçe, daha sonraları Çamlıca adını almış en son olarak da Çamlıhemşin adını alarak 1957 yılında ilçe olmuştur. İlçenin nüfusu 8.206’dır. Çamlıhemşin ilçesine bağlı 6 mahalle ve 27 köy bulunmaktadır.
NELER YAPILABİLİR:
Heliski (Helikopterle Kayak) Yapılabilir
Termal Turizm Yapılabilir
Cirit-Atlı Doğa Yürüyüşü Yapılabilir
Avcılık Yapılabilir
Yayla Turizmi Yapılabilir
Jeep Safari Yapılabilir
Trekking-Dağ-Doğa Yürüyüşü Yapılabilir
Yamaç Paraşütü Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir
Kampçılık Ve Karavan Turizmi Yapılabilir

İkizdere’de yerleşme M.Ö. 3000 yıllarına kadar dayanmaktadır. 1463 yılında Osmanlı hakimiyetine girmiştir.
NELER YAPILABİLİR:
Termal Turizm Yapılabilir
Yayla Turizmi Yapılabilir
Arıcılık Yapılabilir
Jeep Safari Yapılabilir
Rafting Yapılabilir
Yamaç Paraşütü Yapılabilir

Ardeşen, uzun yıllar boyunca Roma ve Bizans İmparatorluklarının yönetimi altında kalmıştır. Daha sonraları Trabzon Rum Pontus İmparatorluğu bölgede hakimiyet kurmuştur. 1461’de İmparatorluğun yıkılması ile bir süre özerk kalmış, daha sonra Osmanlıya bağlanmıştır. Osmanlı Rus Savaşında işgale uğrayan ilçe, 1918 yılında işgalden kurtulmuştur. 1 Mart 1953 yılında da ilçe olmuştur.
NELER YAPILABİLİR:
Rafting Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir
Kano (Dağ Sporu) Yapılabilir

Eski adı Viçe olan ilçe, doğusunda Arhavi, batısında Ardeşen, Güneyinde Yusufeli ilçeleri ve kuzeyinde ise Karadeniz ile çevrilidir. Yüzölçümü 409 km² ’dir. İlçede 22 köy ve 8 mahalle bulunmaktadır. Nüfusu 16740’tır.

Antik dönemlerden beri iskan gören Çayeli, Roma ve Trabzon Rum Pontus İmparatorluğu hakimiyetlerinden sonra, 1461’de Osmanlı topraklarına katıldı. Rus işgaline uğrayan bölge 1918 ‘de işgalden kurtulmuştur.

Eski adı Athena olan Pazar, M.Ö 64 yılında Pompeius tarafından kurulmuştur. Atina olan ilçenin adı 1928’de değiştirilmiş, Pazar yapılmıştır. İlçe, doğusunda Ardeşen, batısında Çayeli, güneyinde Çamlıhemşin ile Hemşin, kuzeyinde ise Karadeniz ile çevrilidir. İl merkezine 38 km mesafededir.
NELER YAPILABİLİR:
Jeep Safari Yapılabilir
Tarihi Eserler Gezilebilir

Rize’ ye 10 km mesafede, deniz kenarında kurulu bir ilçedir. Yaz aylarında sosyal hayat canlanmakta ve nüfusu kış aylarına göre daha kalabalık olmaktadır. İlçenin sahili denize girmeye elverişlidir.

Eski adı ‘Aspet’ olan İlçe merkezi, Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasından sonra bucak olarak yapılandırılmıştır. 1990 yılında ilçe olmuştur. İyidere çayından dolayı da bu ismi almıştır. İlçe 8 mahalle ve 7 köyden oluşmaktadır.

Doğudan Çayeli, Batıdan İkizdere, Kuzeyden Rize merkez ve Güneyden Erzurum ile (Kaçkar Dağları) ile çevrilidir. Güneysu İlçesi, Karos Dağı’nın güneyinde, Kıble Dağı ve Ayane Tepelerinin eteğinde kurulmuştur. İlçenin yüzölçümü 107km² ’dir. Rize’nin iç kesiminde yer alan ilçelerden birisidir. Rize merkeze 15 Km. uzaklıktadır. 1987 yılında ilçe olmuştur. Güneysu İlçesinin eski adı Potomya’dır. Bu adı, ilçenin içinden geçen ve Salarha Deresi ile birleşerek Taşlıdere mevkiinden Karadeniz’e akan Potomya Deresi’nden almıştır.

İlkGeri12İleriSon
Yorum Ekle