İlkGeri12345İleriSon
Erekhtheion, Atina Akropolisi'nde, MÖ 421-405 arasında Tanrıça Athena adına yapılmış Attika İon düzenindeki tapınak. Parthenon'la birlikte akropolisteki en önemli iki yapıdan biridir. Karmaşık yapısıyla ve ayrıntılarındaki olağanüstü yetkinlikle ünlüdür. Alışılmış Yunan tapınaklarından değişik planıyla, farklı iki kotta yer alır.Parthenon'a bakan güney cephesindeki saçaklığı taşıyan karyatid figürleri, Yunan Klasik dönem mimarlığının eşsiz örnekleridir.Kuzey ve doğu cephesindeki İon sütun başlıklarıysa Yunanistan'daki benzerlerinin en güzelleridir.

Hipokratın ölümünden sonra sağlık tanrısı Asklepios'a adanarak kurulan bu bölgede, tanrının adına inşaa edilmiş bir tapınak, bir tıp okulu, Roma Hamamı ve Apollon Sunağı'nın kalıntıları vardır. Antik zamanlarda dünyada sadece üç adet bulunan bu hastahanelere (biri de İzmir-Bergama'daki Asklepion'dur) her yerden insan tedavi olmak ve ya öğrenci olmak için gelirmiş.

Tarihi kalıntılarla modern şehrin içiçe olduğu Kasaba'daki harabeler 1933 yılındaki depremde ortaya çıkmış. Böylelikle bu gün palmiye ve çam ağaçlarıyla süslü yasemin kokulu caddelerinde kafeler, kuyumcular, kıyafet dükkanları sıralı Kos Kasabası ve Roma Agorası, antik tapınak ve bir bazililasıyla harabeler birbirine yürüyüş mesafesinde. Bu bölgenin az ilersindeyse 2400 yıl önce gölgesinde Hipokratın öğrencilerine ders anlattığına inanılan Hipokrat Ağacı var. Kos Kasabası'ndaki bir başka tarihi mekan ise 1800 yıllık bir Roma Villası olan Casa Romana. Bir zamanlar 26 odası ve 3 yüzme havuzu olan evin yerlerinde de aslan, leopar ve yunus gibi deniz yaratıkları motifli mozaikler var. Arkeoloji müzesinde diğer parçalarla birlikte Hipokratın mermerden bir heykeli de var.

Müzenin binası 1700 yıllarından kalma bir malikanedir. İçeride onarılmış bir 19. yüzyıl mutfağı ve yatak odasının yanısıra yine bu yüzyıllara ait bir çok antika eşyayı da seyretmek mümkündür. Bir köşede duran ve Mykonoslu’lara o hüzünlü geçmişi hatırlatan içi doldurulmuş Pelikan Petros’un ise ilginç bir hikayesi var; 1950 kışındaki büyük fırtınada Ada’ya zorunlu iniş(düşüş) yapar pelikan Petros. Ada’lılar kuşu bağırlarına basar çünkü Pelikan’ın gelişiyle beraber Ada’nın kaderi sakin bir balıkçı köyü olmaktan, dünyanın en ünlü eğlence merkezlerinden biri olmaya doğru bir değişim yaşamaya başlar. Ancak 1985’te Pelikan Petros bir arabanın altında kalarak can verir. Bugün Ada’nın sokaklarında serbestçe dolaşan, Petros’un yerine getirilen 2.Petros’tur.

Ada’ya tepeden bakan bu kilise, sayıları 500’ü geçen kiliseler içinde görsel bakımdan en dikkat çekici olandır. Bunun sebebi de beş ayrı küçük kilisenin tek bina olarak birleştirilmesiyle ortaya çıkan ilginç asimetrik görüntüdür. Fotoğraf tutkunlarının görmesi gereken kilise Meryem Ana’ya adanmıştır.

Bir açıkhava müzesi olan kültür müzesinde geleneksel tarım aletleri görülebilir. Antik Yunan kalıntıları olan bu aletlere örnek olarak, harman dövme aleti, kuyu, fırın ve şarap yapım aletini verebiliriz. Müzenin önemli parçasıysa hala çalışır durumdaki antik yeldeğirmenidir.

Antik zamanlardaki denizcilikle ilgili araç gereçlerin ve amfora, eski paral vb. Gibi sualtı buluntularının sergilendiği bir müzedir.

Delos tarihi bölgesinden getirilmiş antik Yunan zamanından kalma çanak-çömlek, mezar taşları, taklar, bir Herkül heykeli ve Çanakkale’de geçen tarihi Truva Savaşı’ndan bir sahneyle süslenmiş bir içki kabı bu müzede sergileniyor.

10 metre boyundaki 2600 yıllık bu dev çıplak erkek heykelini,plajları ve tavernalarıyla aynı zamanda bir tatil beldesi de olan Apollonas kasabasında görebilirsiniz.

Ada’nın başşehri olan Naxos Kasabası’nın Bourgos adındaki bir kıyı yerleşimi, Kastro (kale) adındaki bir de tepe yerleşimi vardır. Kıyı alışveriş, postane, internet vs. gibi ihtiyaçlarınızı görebileceğiniz, kafeler, barlar, plajlar açısından tatminkar bir yer konumundayken, Kastro tarihseverleri çağırmaktadır. Ortaçağ’da Venedikliler’in dükalık kurduğu Naxos’un başşehri o zamanlar tepedeki Kastro imiş. Bu gün hala ortaçağdan kalma kalesi ile çevrili tepe yerleşime açık. Dönemeçli dar sokaklarında gezerken balkon ve bahçe kapılarından çiçekler sarkan Venedik evlerinin bir çoğunda ilk evsahipleriyle ilgili armalar görmek mümkün (eğer bu evlerin iç dekorunu merak ediyorsanız Venedikli Müzesi’ne uğrayabilirsiniz). Bu bölgede bir de eski bir okul binasında yer alan Arkeoloji Müzesi var. Erken Yunan ve eski Roma dönemlerinden objeler görebileceğiniz bu müze bir okulken, öğrencilerinden biri de dünyaca ünlü Yunan Edebiyatçısı Nikos Kazantzakis (Zorba the Greek’in yazarı) olmuş. Eğer 16.yüzyıl katedralininin çevresinde bir Pazar sabahı gezinti yaparsanız içeride ayin yapmakta olan koronun sesiyle çınlayan sokakta bir an için Ortaçağ’a gidip geldiğinizi sanabilirsiniz.

İlkGeri12345İleriSon
Yorum Ekle