YALOVA

Yalova, Türkiye’nin kuzeybatısında, Marmara Bölgesi’nin güneydoğu kesiminde yer almaktadır. İlin kuzeyinde ve batısında Marmara Denizi, doğusunda Kocaeli, güneyinde Bursa (Orhangazi-Gemlik) ve Gemlik Körfezi yer almaktadır. Yalova, 39–40 Kuzey enlemi, 29–61 Doğu boylamları arasında yer almaktadır. Denizden yüksekliği 2 Metre, en yüksek noktası 926 metredir. 847 km2’lik alanı ile ülke yüzölçümünün % 0.11’lik bölümünü kaplamaktadır. Yalova doğu kıyılarındaki düzlükler dışında, dağlık bir bir araziye sahiptir. Bölgenin güneyi; batıdan doğuya doğru İzmit - Sapanca arasında Kocaeli sıradağları ile birleşen Samanlı Dağları’yla kaplanmış durumdadır. Birçok tepelerin bulunduğu bu dağlık arazide en yüksek tepe (926 m.) Beşpınar tepesidir.
26-04-2012 12:45:56
YALOVA -
YALOVA -
YALOVA -
YALOVA -
YALOVA -
YALOVA -
YALOVA -
YALOVA -
YALOVA -
YALOVA -
YALOVA -
YALOVA -
YALOVA -
YALOVA -

YALOVA

Yalova, Türkiye’nin kuzeybatısında, Marmara Bölgesi’nin güneydoğu kesiminde yer almaktadır. İlin kuzeyinde ve batısında Marmara Denizi, doğusunda Kocaeli, güneyinde Bursa (Orhangazi-Gemlik) ve Gemlik Körfezi yer almaktadır. Yalova, 39–40 Kuzey enlemi, 29–61 Doğu boylamları arasında yer almaktadır. Denizden yüksekliği 2 Metre, en yüksek noktası 926 metredir. 847 km2’lik alanı ile ülke yüzölçümünün % 0.11’lik bölümünü kaplamaktadır. Yalova doğu kıyılarındaki düzlükler dışında, dağlık bir bir araziye sahiptir. Bölgenin güneyi; batıdan doğuya doğru İzmit - Sapanca arasında Kocaeli sıradağları ile birleşen Samanlı Dağları’yla kaplanmış durumdadır. Birçok tepelerin bulunduğu bu dağlık arazide en yüksek tepe (926 m.) Beşpınar tepesidir.

Yalova ilinin kuzeyinden güneybatısına kadar olan sınırları Marmara Denizi ile çevrilmiştir. Kıyılar girintili çıkıntılı bir özellik göstermez. İlin bitki örtüsünü makiler ve ormanlar oluşturmaktadır. Samanlı dağlarının kuzey ve güneyinde vadi içlerinde bulunan makiler, bu kütlenin etekleri boyunca kesintili şeritler ve parçalar halinde bulunurlar. Yalova’nın güneyindeki dik yamaçlar tümüyle gür bir orman örtüsü ile kaplıdır. Ormanlar ilin yaklaşık % 5‘ini kaplar. Ormanlık alanlarda genellikle kayın, meşe, gürgen, kızılcık, kestane ve ıhlamur ağaçları görülür.

Marmara Bölgesi’nin doğusunda yer alan Yalova ilinin iklimi, Makro - klima tipi olarak; Akdeniz ve Karadeniz iklimleri arasında bir geçiş niteliği taşır. Yalova iklimi, kimi dönemlerde karasal iklim özelliklerini yansıtmaktadır. Yalova bölgesinde kuzeyden ve güneyden gelenler, sakin nitelikli olmak üzere başlıca üç tür hava akımı egemendir. İlde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve bol yağışlıdır.

İl bugünkü idari bölünüşe göre merkez ilçeyle birlikte 6 ilçeden oluşmaktadır.

İlçeler;

Merkez ilçe
Altınova
Armutlu
Çınarcık
Çiftlikköy
Termal’dir
Yalova’da merkez ve 5 ilçe belediyesi ile birlikte toplam 15 belediye bulunmaktadır.

Beldeler;

Merkez ilçede 1 (Kadıköy)
Altınova’da 3 (Kaytazdere, Subaşı ve Tavşanlı)
Çınarcık’ta 4 (Koruköy, Esenköy, Teşvikiye ve Kocadere)
Çiftlikköy’de 1 (Taşköprü) belde bulunmaktadır

Yalova’nın, ilçeleri, beldeleri ve köyleri ile birlikte toplum nüfusu 1997 Genel Nüfus Tespitine göre 162.190’dır. 2000 yılı nüfus sayımına göre ise 168.593 olduğu tespit edilmiştir.

Yerleşim biriminin kuzeyinde İstanbul İli bulunmakta olup, bu sınır 24 mil uzunluğunda Marmara Denizi’dir. Güneyinde Bursa ili Orhangazi ilçesi, batısında Bursa ili Gemlik ilçesi, doğusunda Kocaeli ili Karamürsel ilçesi yer almaktadır. Yalova İli’nin merkez ilçe dahil olmak üzere 6 ilçesi, 9 Beldesi ve 43 köyü bulunmaktadır.

Yalova İlinin nüfus artış hızı 1990–1997 yılları arasında yaklaşık 2 kat artış göstermiş olup, bu tarihler arasında 113.417 olan genel nüfus 7 yıllık bir sürede 163.916 kişiye yükselmiştir. Bu artışa en önemli neden İlin 1995 yılında ilçe statüsünden İl statüsüne geçmiş olmasıdır. Nüfus artış hızı 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen deprem ile birlikte durma noktasına gelmiş, depremin hemen sonrasında bir miktar azalma olmuşsa da 2000 yılında ilin iskân sorununa sağlanan geçici çözümler ile nüfusta yeniden artış trendi gözlenmiştir. Ancak bu artış miktarı deprem öncesi oranlarının çok gerisinde kalmıştır. Yalova nüfusu cinsiyet bakımından incelendiğinde; şehir merkezinde kadın nüfusun erkek nüfustan fazla olduğu, ancak köylerde dengenin erkek nüfus lehinde değiştiği ve toplam erkek nüfusun toplam kadın nüfustan fazla olduğu görülmektedir.

Nüfusun yaş oranında incelendiğinde ise, nüfusun % 50’den fazlasının 10–39 yaş arasında yer aldığı görülmektedir.

DİE Kentsel Nüfus Artış Hızı Endeksi ve Nüfus Artış Hızı Endeksine göre yapılan değerlendirmede; 2005 yılında Yalova İl Nüfusunun 190.826 olduğu; 2020 yılında da 279.430 olması öngörülüyor. Nüfus hareketleri açısından bakıldığında ise; 2000 yılında nüfusun % 41 köylerde, % 59’u ise şehirde yaşmakta iken; 2005 yılında nüfusun % 39’u köylerde,% 61’i şehirde yaşamakta; 2020 yılında ise nüfusun % 34’ü köylerde,% 66’sının ise şehirde yaşaması öngörülüyor.

Marmara Bölgesi’nin doğusunda yer alan Yalova’nın iklimi, makro - klima olarak, Akdeniz ve Karadeniz iklimleri arasında bir geçiş niteliği taşır. Bağımsız bir iklim tipinin kalıpları içerisinde değerlendirilmesi imkânsızdır. Yalova iklimi bazı dönemlerde karasal iklim özelliklerini yansıtmaktadır. Yalova bölgesinde kuzeyden ve güneyden gelenlerle, sakin nitelikte olmak üzere üç tür hava akımı egemendir. Bunların dışında doğu ve batı rüzgârlarına bağlı hava tipleri de bulunmasına karşın, söz konusu yönlerden gelen kütleler, ilçe iklimini etkileyecek kadar önemli değildir.İlde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve bol yağışlıdır. Yalova’da yıllık ortalama sıcaklık 14,3 Co’dir. İlde deniz suyu sıcaklığı; en yüksek Ağustos ayında 22,9 Co, en düşük ise Şubat ayında 7,4 Co olmaktadır.

Mart ayı yağış miktarı 742,6 kg/m2’dir. Yıllık yağış ortalama çevre illerden İstanbul’da 673,4 kg/m2, Bursa’da 729,28 kg/m2 ve Kocaeli’nde 784,6 kg/m2’dir. En yağışlı geçen aylar; Aralık ve Ocak aylarıdır.

En az yağışsız olarak geçen ay ise Temmuz ayıdır. Uzun dönem meteorolojik verilere göre, yağışlı gün sayısı 135’tir. Yalova’da ortalama rüzgar hızı 1.82 m/sn. olup, hızlı esen rüzgar ise kuzeybatıdır.

Tarihçe
Yalova İli, Samanlı Dağları’nın kuzeye bakan eteklerinde kurulmuş, doğal güzellikleri, plajları ve ünlü kaplıcalarıyla önemli yerleşim yerlerinden biridir. Yalova yöresinde yerleşim çok eski tarihlere kadar gider. Önceleri bataklık bir alan olan bugünkü il merkezinde yerleşim ise çok daha sonradır. İlin güneyinde Doğu-Batı istikametinde uzanan Samanlı Dağları’nın Antik Çağ’daki adı Arganthonios’idi. O devrin tipik Anadolu adı olan Arganthonios, bize yöredeki yerleşimin İ.Ö.2000’lere, yani Hattı-Hitit dönemine kadar gittiğini gösterir. Kent merkezi yakınında bulunan kaplıcalar, Antik Çağ’da Pythia Therma olarak adlandırılıyordu. İlk çağdan beri yararlanılan şifalı sıcak maden suyu kaynaklarından tesislerin kurulması ve geliştirilmesi, kentin büyüyüp tanınmasında rol oynadı.
Yalova yöresi, tarih içinde Bitinya, Roma, Doğu Roma (Bizans) toprakları içinde yer aldı. Yerleşmenin antik dönemdeki tam adı bilinmemekle birlikte, yöreye PYLOPYTHİA ve XENODOCHİON dendiği, çeşitli kaynaklarda yer almaktadır.

Günümüzdeki Hersek ve Çiftlikköy arası, Roma, Doğu Roma (Bizans) İmparatorlarının ve saray çevrelerinin yazlık sayfiye kenti olarak ün yapmıştı.
Adı geçen bölge, HALİZONES TOPRAKLARI ya da YALAKOVASI olarak tanınıyordu. Yöre, Haçlı seferleri sırasında önemli bir tahribata uğradı.
Selçuklular, 21 Ekim 1096’da bugünkü Hersek Köyü civarında bulunan KİBOTOS’ta, Haçlı öncülerini geri püskürttüler.
1301’te, Osmanlılar, Hersek-Yalakdere Vadisi-İznik yolu üzerinde bulunan Koyunhisar (Çobankale)’da, Bizanslıları yendiler ve akınlarını deniz kıyısına kadar sürdürdüler.
Osmanlı tarihinin ilk devirlerindeki dönüm noktası ise, 27 Temmuz 1302’de oldu. Osman Gazi komutasındaki Türkler, Yalakdere Vadisi’nin denize açılan ağzında ve Hersek civarında yapılan Bafeus Muharebesi’nde Bizanslıları büyük bir mağlubiyete uğrattılar.

Bazı tarihçiler, bu olayı Osmanlı Devleti’nin kesin kuruluş tarihi olarak kabul ederler.
Gerek 1301’deki Koyunhisar Muharebesi’nde, gerekse 27 Temmuz 1302’deki Bafeus Muharebesi’nde, Osmanlılar Bizanslıları yenmelerine rağmen, Çobankale (Koyunhisar) ve deniz kıyısındaki Yalakonya Kalesini ele geçirememişlerdi.
Yalova yöresi, 1337’de Yalakonya Kalesi ve Çobankale düştükten sonra, Emir Ali tarafından Osmanlı topraklarına katıldı.
XV ve XVI ncı yüzyıl tarihçileri, yöre için YALAKOVA ve YALAKABAD adlarını kullandılar.

Coğrafya

Yalova Türkiye'nin kuzeybatısında, Marmara Bölgesi'nin güneydoğu kesiminde yer almaktadır. İlin kuzeyinde ve batısında Marmara Denizi, doğusunda Kocaeli, güneyinde Bursa ve Gemlik körfezi yer almaktadır.

Yalova doğu kıyılarındaki düzlükler dışında, dağlık bir araziye sahiptir. Yalova bölgesi, bölgenin güneyi, batıdan doğuya doğru İzmit, Sapanca arasında Kocaeli sıradağları ile birleşen samanlı dağları ile kaplanmış durumdadır.

İlin bitki örtüsünü makiler ve ormanlar oluşturmaktadır. Güneydeki dik yamaçlar tümüyle gür bir orman örtüsü ile kaplıdır.

Yalova ili iklimi Akdeniz ve Karedeniz iklimleri arasında bir geçiş niteliği taşır. Kimi dönemlerde karasal iklim özelliklerini yansıtan Yalova'da yazlar sıcak ve kurak kışlar ılık ve bol yağışlıdır.

Ekonomi

Yalova ilinin ekonomisi sanayi ve tarıma dayalıdır. Üçüncü gelir kaynağı olan turizm iç turizm ağırlıklıdır. Turizm faaliyetleri nisan ve eylül aylarında yoğunlaşmaktadır. İlin yaklaşık tarım alanı 25.000 hektardır. Bu alanın yaklaşık % 70’inde tarla bitkileri, % 28’inde bağ-bahçe bitkileri ve % 2’sinde ise süs bitkileri tarımı yapılmaktadır. Seracılık ve süs bitkileri üretimi, kapsadığı alan bakımından en küçük paya sahip olmasına rağmen, tarımsal üretimde sağladığı ekonomik girdi bakımından en yüksek paya sahiptir. Türkiye’deki kesme çiçek üretiminin yaklaşık %20’lik bölümü Yalova tarafından gerçekleştirilmektedir. (Kadıköy, Koruköy, Akköy, Hacımehmet, Samanlı, Laledere, Safran, Elmalık, Taşköprü, Çiftlikköy). İl’de tütün, pamuk v.b. endüstriyel tarım ürünleri yetiştirilmemektedir. Bununla birlikte çeşitli tarım ürünleri (buğday, arpa, yulaf, ayçiçeği) ve çeşitli tarla sebzeleri (marul, ıspanak, fasulye, bamya, domates, soğan) üretilmektedir

Meyvecilik de yaygın faaliyetler arasındadır. (armut, elma, erik, kiraz, şeftali, kestane, çilek, dut, üzüm, kivi)

Günümüzde organik üretime ihtiyaç duyulduğu ve Ülkenin genel kalkınma planları arasında yer alması, Tarım Bakanlığının konuya oldukça önem vermesi ve tarımda AB standartlarının yakalanması açısından; Armutlu İlçesi Mecidiye, Hayriye ve Selimiye köylerini kapsayacak olan Organik Tarım Projesi uygulamaya konulmuş, bölgede kimyasal kirleticilerin bulunmaması, tarımsal üretimin az ve bölgenin sahip olduğu doğal şartlarda yapılması, İstanbul’a yakın olması ile üretilen ürünlerin pazarlanması ve günübirlik gezilere uygun olması dolayısıyla seçilmiştir.

Tarımsal üretimin kısıtlı olarak yapıldığı, geçimlerinin ormana doyalı olan bu üç köyde Organik Tarım isabetli bir alternatif yetiştiricilik olacaktır. Mevcut tarım arazisinin ancak % 35-40’ında yem bitkisi tarımı yapılmakta kalan arazi ya işlenmemekte ya da nadasa bırakılmaktadır. Dağınık olarak elma ve kiraz ağaçları bulunmakta olup ekonomik anlamda bir meyve üretimi bulunmamaktadır.

Kapalı bir döngünün oluşturulacağı sistemde hayvansal ve bitkisel üretimin bir arada yapılması zorunluluğu vardır. Yapılacak faaliyetler olarak meyvecilik, sebzecilik, hayvancılık (büyükbaş ve küçükbaş), arıcılık, doğadan toplama ıtri bitki üretimi, zeytinyağı üretimi ile hayvansal ve bitkisel ürünlerin köy şartlarında mamul hale getirilmesi (kurutma, paketleme, mayalama, pişirme vs.) konuları çalışılacaktır.
Bu da bölge halkının ekonomik kalkınmasında etkili olacaktır.

ORGANİK TARIM

Armutlu İlçesi-Mecidiye, Hayriye ve Selimiye Havzası

Armutlu İlçesi Mecidiye, Hayriye ve Selimiye köylerini kapsayacak olan Organik Tarım Projesi; bölgede kimyasal kirleticilerin bulunmaması, tarımsal üretimin az ve doğal şartlarda yapılması, bölgenin sahip olduğu doğal şartlarda yapılması, İstanbul’a yakın olması ile üretilen ürünlerin pazarlanması ve günübirlik gezilere uygun olması dolayısıyla seçilmiştir.

Organik üretime ihtiyaç duyulduğu ve Ülkenin genel kalkınma planları arasında yer alması, Tarım Bakanlığının konuya oldukça önem vermesi ve tarımda AB standartlarının yakalanması açısından projenin önemi büyüktür.

Tarımsal üretimin kısıtlı olarak yapıldığı, geçimlerinin ormana doyalı olan bu üç köyde Organik Tarım isabetli bir alternatif yetiştiricilik olacaktır. Mevcut tarım arazisinin ancak % 35-40’ında yem bitkisi tarımı yapılmakta kalan arazi ya işlenmemekte ya da nadasa bırakılmaktadır. Dağınık olarak elma ve kiraz ağaçları bulunmakta olup ekonomik anlamda bir meyve üretimi bulunmamaktadır.

Kapalı bir döngünün oluşturulacağı sistemde hayvansal ve bitkisel üretimin bir arada yapılması zorunluluğu vardır. Yapılacak faaliyetler olarak meyvecilik, sebzecilik, hayvancılık (büyükbaş ve küçükbaş), arıcılık, doğadan toplama ıtri bitki üretimi, zeytinyağı üretimi ile hayvansal ve bitkisel ürünlerin köy şartlarında mamul hale getirilmesi (kurutma, paketleme, mayalama, pişirme vs.) konuları çalışılacaktır.

Bu kapsamda organik tarımı uygulayarak üretim yapan çiftçilerin üretim yaptıkları mekânlarda şehirden, başka yerlerden gelen kişileri yaşam döngülerini değiştirmeden, olumsuz yönde etkilenmeden, ağırlıklarını bir misafirlik sistemidir.

Ekolojik turizme yönelik açılacak pansiyonlar ve günübirlik gelecek turizm hareketinin üretilen ürünlerin pazarlanmasında katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Bölgemize gelen turistleri ağırlamak üzere pansiyonculuk, yöresel yemeklerin misafirlere ikram edilmesi, bölgeye mahsus el sanatlarının değerlendirilmesi, Termal tesislerinden sağlık turizmi olarak hizmet verilmesi gibi.

Doğa turizmi Bölgemizde her yaşta insana hitap eden farklı mesafelerde doğal güzelliklerin içerisinde dağ yürüyüşü yapabilecekleri çeşitli parkurlar, Dağ bisikletçileri için uygun yerler, at severler için bölgemizde yetiştirilen atlar ile gezi, kamp kurmak için uygun yerler mevcuttur.

Yerel yemek, el sanatları, gıda değerlendirme gibi konularda alt yapı araştırması yapılarak; üretilenlerin tanıtıp pazarlanması, yeni el sanatlarının bölgeye sokularak özellikle ev hanımlarının üretimde aktif hale geçmeleri sağlanacaktır.

Bitkisel üretim yapılacak yerlerde sulama imkânlarını geliştirmek amacıyla Mecidiye köyü için su kaynağı bulunması ve toplanacak suların muhafaza edilmesi amacıyla yeterli büyüklükte bir havuz yapılması düşünülmüş olup, konuyla ilgili çalışmalar devam etmektedir.

SÜS BİTKİLERİ

Yalova’da süs bitkileri üreticiliği, Türkiye üretiminin % 70’ni gerçekleştirir. Türkiye tüketiminin de % 40’nı Yalova üretimi karşılamaktadır. Süs bitkileri önceleri aile bireylerine iş yaratan aile tipi işletmeler iken, günümüzde entegre tarım işletmeleri haline dönüşerek Yalova İli’nin önemli bir gelir kaynağı durumuna gelmiştir.

“Çiçek Kenti Yalova”

Gelenekselleşen Süs Bitkileri Fuarları ve Türkiye’de ilk Süs Bitkileri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulma çalışmalarının başlamasıyla süs bitkileri alanında önemini daha da artırmıştır. 1994 yılında üreticilerinin bir araya gelerek kurmuş oldukları Saksılı Süs Bitkileri Üreticileri Derneği (SASBÜD) faaliyetleriyle Yalova’nın sosyal-ekonomik ve kültürel yapısına önemli katkılar sağlamaktadırlar. SASBÜD üyesi işletmelerde mevsimine sağlamaktadırlar. SASBÜD üyesi işletmelerde mevsimine göre değişken 1000 kişi çalışmaktadır. İç mekan, dış mekan, mevsimlik, soğanlı-yumrulu 30 milyon yıllık bitki üretimi yapılmaktadır.

Ayrıca ilimizde kesme çiçekçilikte iki kooperatifiyle aile işletmeleri halinde köylerde üretim yapmakta olup haftanın belirli günlerinde mezat kurularak iç pazarın talebine cevap vermektedirler. Her yıl ihracat satışları artış göstermektedir.



 




Yorumlar - 0

Yorum Yaz

Konum :

Galeri

Nereye Gidilmeli ?

www.gidilmeli.com

Tarihi Yerler , Müzeler , Doğal Güzellikler , Parklar.

ALTINOVA - Alt Konumlar

ALTINOVA

ALTINOVA

Altınova, 1930 yılında Kocaeli’nin Karamürsel İlçesine bağlı bir köy konumunda iken, yaşanan nüfus artışı ile belde statüsü kazanmıştır. 6 Haziran 1995 tarih ve 550 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de İlçe statüsü kazanarak Yalova İli’ne bağlanmıştır. Altınova’nın İlçe sınırları içerisinde; Tavşanlı, Kaytazdere ve Subaşı olmak üzere 3 belde ve 13 köyü bulunmaktadır. E–5 karayolu ile Antik hac ve ticaret (İPEK) yolunun kesiştiği bölgede bulunan Altınova, 1929 yılında, Bulgaristan’ın Rusçuk kentinden göç eden 40 aile tarafından Altınzade Çiftliğinin satın alınması ile kurulmuştur.

ÇINARCIK

ÇINARCIK

Çınarcık İlçesinin bulunduğu topraklarda, milattan üç-dört bin yıl önce kurulmuş yerleşim merkezleri vardır. Bölgeye M.Ö. 1200 yıllarında Frigyalılar’ın, M.Ö. 700 yıllarında Kimmiryalı’ların akınından sonra, Bithynler’in bölgeye kendi adlarını verdiklerini ve tamamen egemen olduklarını görmekteyiz. Bu egemenlikten sonra Helenistik Devir’de M.Ö. 3. yüzyıl başlarında bağımsız bir krallık kurdukları görülmektedir. M.Ö. 74 yılında Bithynia kalıtım yoluyla Romalılara geçmektedir. Roma İmparatoru Constantinus zamanından kalma tarihi kalıntılara, Çınarcık ve köylerinde rastlamak mümkündür. 1325 yılında, Türklerin eline geçen Çınarcık, Kurtuluş Savaşı yıllarında üç defa işgal edilmiş ve en son 19.7.1921 tarihinde düşman işgalinden tamamen kurtarılmıştır.

ARMUTLU

ARMUTLU

Armutlu adının “Armoda” veya “Armodies” sözcüklerinden geldiği sanılmaktadır. Bu sözcükler “Donanma” veya “Donanmaya Gözcülük Eden Kimse” anlamına gelmektedir. Diğer bir rivayete göre ise, Bizans döneminden kalma kalıntılara rastlanan Armutlu’nun isminin; Bizans Kralı’nın kızı Armodias, kayıkla gezmek üzere saraydan ayrılarak bu kıyılara gelmiş ve buranın güzelliğine, kaplıcalarına hayran kalmış. Kızının burayı çok sevdiğini gören kral, yöreye Armodias ismini vermiş. Armodias’ın zaman içinde Armutlu olarak değişerek bugüne geldiği söylenir. Armutlu, Bizanslılar tarafından kurulmuş çok eski bir tarihe sahip bir yerleşim merkezidir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde 1050 senesi Sefer ayının 6.günü Mudanya Kasabasına vardıklarında; oradan da bir gemiyle Bozburun İskelesine geldiklerinden bahseder ve Armutlu’yu şöyle anlatır;

MERKEZ - YALOVA

MERKEZ - YALOVA

Türkiye Cumhuriyeti coğrafi şartlar ve Kamu hizmetlerinin verimli yürütülebilmesi bakımından kademeli olarak illere, illerde ilçelere bölünür. İlçeler de yönetimin idari bölümlenmesi içerisinde yer almaktadır. Dolayısıyla merkezi yönetimce üstlenilen kamu hizmetleri de bu örgütlenme çerçevesinde yürütülebilmektedir. 1930’da İstanbul’un İlçeleri arasına katılan Yalova, 1995 yılında ise İstanbul İli’nden ayrılarak müstakil İl yapılmıştır. 5 Haziran 1995 tarih ve 550 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname’nin 6 Haziran 1995 tarih ve 22305 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin 77.vilayeti olarak “il statüsüne” kavuşmuştur.

TERMAL

TERMAL

Eski ismi Pythia olan Yalova Kaplıcaları bir yer sarsıntısı neticesinde M.Ö.2000 yılında meydana gelmiştir. Eski Yunan, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlılar devrini yaşayan Yalova Kaplıcaları, Kral Constantinus, Kral Iustinianos, Sultan Orhan, Sultan Hamit ve Sultan Mecid tarafından muhtelif tarihlerde restore edilmiştir. İstanbul Tekfurunun kızı Eleni, Iustinianos ile karısı Sophia, Constantinus’in annesi İmparatoriçe Helen, Theodora ve Sultan Mecid’in annesi burada tedavi görmüş ve şifa bulmuşlardır. Yalova Kaplıcalarının ismi Ramsey’e göre Pylai’dir. Haçlı seferlerini yazanlar ise Helenopolis olarak kaydetmektedirler. Bitinya Kıtasında yaşayan Küçük Asya Kavimleri, yerden fışkıran sıcak suların Garyonej isminde bir ejder olan mabudun himayesinde meydana geldiğini ve sudan çıkan dumanların, gelecekten haber verme gibi kehaneti bulunduğuna inanmışlardır.

2012-05-07 19:11:38
ÇİFTLİKKÖY

ÇİFTLİKKÖY

Yalova’nın en işlek, hareketli ve çekici ilçelerinden biridir. Çiftlikköy’ün geçmişi oldukça eskiye dayanır. Yörenin ilk adı Pylai’dir. Yörede, Helenistik Çağ’dan Bizans Çağı’na kadar çok sayıda ve değişik zamanlara ait yazıt ele geçirilmiştir. Adına ilk olarak 4. yüzyılda rastlanmaktadır. Yerleşim alanı; 11.yüzyılda, bugünkü Hersek Köyü’nün yanında önemsiz bir yerdi. Iustinianos devrinde Hersek-İznik yolu önem kazanınca, Pylai kenti de büyük gelişme göstermiştir. 1097 yılında 1.Haçlı Seferi’nde, Latin ordularının bir kısmı buradan geçmiştir. 1146’da Manvel Komnenos bir takım Hristiyan göçmenleri Pylai’ye yerleştirmiştir. 93 harbinden sonra Bulgaristan’ın Şumlu kasabasından gelenler tarafından iskan edilen bölgeye, 1923’ten sonra Kafkasya’dan gelenler yerleşmiştir.

Uygulamamız Yayında

Amacımız, nereye gidilmeli sorusuna cevap oluşturmak için açtığımız uygulamamız ilerleyen dönemde ziyaretçilerin kendi gittikleri yerleri paylaşıp, anlatabileceği bir ortam oluşturmaktır.