KAYSERİ

Kayseri’de bilinen ilk yerleşim, İskanı Erken Tunç Çağında başlayan Kültepe (Kaniş/Karum) dir. Kültepe’yi Hitit öncesi Anadolu’nun yerli halkı olan Hatti’ler kurmuşlardır. Kültepe’nin hemen yanı başında yer alan ve Asurlu tüccarlarca kurulan Karum’da (Pazar yeri) 1948 yılından beri devam eden kazılarda, bu döneme ışık tutan 20.000 ‘in üzerinde çivi yazılı tablet bulunmuştur. Bu metinler ticari ilişkiler,antlaşmalar ve mektupları içermektedir. Kültepe, M.Ö. 4000 yıllarından Roma Çağı sonuna kadar devamlı olarak iskan görmüştür.
26-04-2012 01:41:24
KAYSERİ -
KAYSERİ -
KAYSERİ -
KAYSERİ -

KAYSERİ

TARİHÇE

Kayseri’de bilinen ilk yerleşim, İskanı Erken Tunç Çağında başlayan Kültepe (Kaniş/Karum) dir. Kültepe’yi Hitit öncesi Anadolu’nun yerli halkı olan Hatti’ler kurmuşlardır. Kültepe’nin hemen yanı başında yer alan ve Asurlu tüccarlarca kurulan Karum’da (Pazar yeri) 1948 yılından beri devam eden kazılarda, bu döneme ışık tutan 20.000 ‘in üzerinde çivi yazılı tablet bulunmuştur. Bu metinler ticari ilişkiler,antlaşmalar ve mektupları içermektedir. Kültepe, M.Ö. 4000 yıllarından Roma Çağı sonuna kadar devamlı olarak iskan görmüştür.

M.Ö. 11 ve 7. Yüzyıllarda , Erciyes’in eteğinde yer alan Mazaka şehri kurulmuştur. M.Ö. 6 ve 5. Yüzyıllarda bu bölge, Med ve Perslerin egemenliğine girmiştir.
M.Ö. 280 yıllarında kurulan Bağımsız Kapadokya Krallığının başkenti olan Mazaka, bu dönemde 400 bin nüfuslu büyük bir şehirdi. M.S. 17 yılında Roma Devletinin eline geçen Mazaka, Romanın bir eyaleti olmuş ve ismi, Kaisareia olarak değiştirilmiştir.

395 yılında Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu içerisinde yer alan bu bölgede, büyük bir şehir olarak yerini korumuştur. 691 ve 721 yıllarında Kayseri, kısa sürelerle Arapların akınlarına uğramış ve 1071 yılında Malazgirt zaferinden sonra Türk topraklarına katılmıştır.1127 yılında Danişmendlilerin, 1162 yılında ise Anadolu Selçuklularının olan şehir, Selçuklular zamanında Konya’dan sonra ikinci başkent olmuştur. 1244 yılında İlhanlıların saldırısına uğramış, bir süre Moğol-İlhanlı valilerince yönetilmiştir.

Kayseri, 1343 yılında Eretna Beyliğinin, 1398 yılında Osmanlıların eline geçmiştir. 1402 yılında Ankara savaşından sonra Karamanoğullarının ve Dulkadiroğlularının olan şehir, 1515 yılında Yavuz Sultan Selim’in Iran seferi dönüşünde kesin olarak Osmanlı imparatorluğuna bağlamıştır.

Tarihsel Gelişim

Anadolu’nun, doğu ve batı (Yunan-Roma) medeniyetleri arasında bir köprü vazifesi görmesi bu bölgede, Anadolu Medeniyetleri denilen muazzam bir medeniyetin doğmasına neden olmuş. Bu nedenle tarih boyunca Kayseri, bu medeniyetlerin bir bölümünün gözüktüğü ve Kızılırmak Havzası ile Tuzgölü arasında kalan Kapadokya’nın, önemli bir yerleşim yeri olma özelliğini korumuş. Bu bölgede bulunan yüzlerce “Höyük” ve “Tümülüs”ler , “Anadolu Medeniyetleri”nin önemli bulgularını, günümüze kadar taşımış. Hititler’den Osmanlılar’a kadar bu bölgede yerleşen bütün kavimler, kısa bir zaman içerisinde mutlaka bir siyâsi birlik kurmuş ve bir güç olarak, tarih sahnesine çıkmış.

 

Kayseri çevresinde bilinen en eski yerleşim yeri, bugün ki şehre yaklaşık 20 kilometre mesafede bulunan “Kültepe Höyüğü”dür. Bu höyükte bulunan Kaniş, o günkü Kayseri’nin başşehri olup M.Ö 2800 senesinden Helenistik Devirlere kadar önemini korumuş. Kaniş’in önemini kaybetmesi üzerine o dönemlerin kutsal dağı olan Argaios’un (Erciyes) kuzey eteğinde bulunan Mazaka’nın ön plana çıktığını ve şehrin merkezi olduğunu görmekteyiz. Đsminin nereden geldiği tartışılan ve M.Ö XII-IX. yüzyıllar arasında iskan görmeye başladığı tahmin edilen Mazaka, bir süre sonra Tabal Devleti’nin başşehri olmuş. Bu devletin yıkılması üzerine Frigler’in eline geçmiş ve daha sonra da Kimmerler’in sınırları içerisinde kalmış (M.Ö 676). Kimmerler, Asur ve Lidyalılar tarafından Anadolu’dan atılınca (M.Ö 650) Mazaka, Asur egemenliğine girmiş ve daha sonra Lidya ve Medler arasında sınır olmuş. Persler’in, Lidyalılar’ı yenmesi üzerine bütün Anadolu gibi Mazaka da bu devletin hakimiyetine girmiş. Pers hakimiyeti ile birlikte Đran’dan bu bölgeye çok insan gelmiş, kendi ülkelerine benzettikleri bu bölgelerde, “Ateşgede Kültürü” nü yerleştirmiş. Ve bu “Kültür” yüzyıllarca bu bölgede egemen olmuş. Hatta bağımsız Kabadokya Kralları bile bu “kültürün” yani “dini çerçevenin” dışına çıkamamış.
Kapadokya krallarından IV. Ariarathes Eusebias, babası III. Ariarathes tarafından kurulan “Ariarathia” şehrinde bir müddet kalmış ve sonra sarayını Mazaka’ya taşımıştır. Bunun oğlu V. Ariarathes ise babasının adına izafeten şehre, “Eusebia” adını vermiş (M.Ö. 163-130). Mazaka’nın yanında yeni bir Helen şehri olarak doğan Eusebia, Kabadokya Kralı Archelaos (M.Ö. 36, M.S. 17) zamanında Roma Đmparatoru “Caisar Avgustus” adına izafeten “Kaisaria” adı verilmiştir. M.Ö 12-8 tarihlerinde basılan bütün sikkelerde (paralarda) Kaisaria ismine rastlamaktayız.

Bu medeniyetlerin yaşandığı dönemleri kısaca aşağıdaki gibi altbaşlıklarda toplamak mümkündür; Roma Kolonial Dönemi Kapadokya’yı, M.S. 17 tarihinden itibaren Roma İmparatorluğu’nun bir şehri olarak tarih sahnesinde görmekteyiz. Kaisaria, “Konion” denilen bir eyalet meclisi ve bir vali tarafından yönetilmekteydi. Đmparator III. Gordianus zamanında şehir surları yaptırılmış (M.S. 238- 244), surlara rağmen İmparator Valerian zamanında Kaisaria Pers Kralı “Şapor” tarafından işgal edilmiş. Bu sırada şehrin nüfusunun 400 bin civarında olduğu tarihi kaynaklarca belirtilmekte. İmparator Julianus Apostota’nın altı yıl sürgün kaldığı Kaisaria, bu dönem “Hristiyanlık Kültürü”nün, neşet ettiği önemli bir merkez konumundadır. Nitekim, Büyük Busilius, Aziz Gregorius, Nuziandoslu Gregorius ve Nysalı Gregorius burada yetişen Hıristiyan din büyükleridir.

Bu medeniyetlerin yaşandığı dönemleri kısaca aşağıdaki gibi altbaşlıklarda toplamak mümkündür; Roma Kolonial Dönemi Kapadokya’yı, M.S. 17 tarihinden itibaren Roma İmparatorluğu’nun bir şehri olarak tarih sahnesinde görmekteyiz. Kaisaria, “Konion” denilen bir eyalet meclisi ve bir vali tarafından yönetilmekteydi. Đmparator III. Gordianus zamanında şehir surları yaptırılmış (M.S. 238- 244), surlara rağmen İmparator Valerian zamanında Kaisaria Pers Kralı “Şapor” tarafından işgal edilmiş. Bu sırada şehrin nüfusunun 400 bin civarında olduğu tarihi kaynaklarca belirtilmekte. İmparator Julianus Apostota’nın altı yıl sürgün kaldığı Kaisaria, bu dönem “Hristiyanlık Kültürü”nün, neşet ettiği önemli bir merkez konumundadır. Nitekim, Büyük Busilius, Aziz Gregorius, Nuziandoslu Gregorius ve Nysalı Gregorius burada yetişen Hıristiyan din büyükleridir.

COĞRAFİ YAPI

Kayseri, İç Anadolu;'nun güney bölümü ile Toros dağlarının birbirine yaklaştığı yerde Orta kızılırmak bölümünde yer alır. dou ve kuzeydoğusu Sivas, kuzeyi yozgat, batısı nevşehir, güneybatısı Niğde, güneyi ise adana ve Kahramanmaraş İlleri ile çevrilidir.

     İç Anadolu’nun yukarı Kızılırmak bölgesinde 340 56’ ve 360 59’ doğu boylamlarıyla 370 45’ ve 380 18’ kuzey enlemleri arasında yer alan Kayseri İli 16.917 kilometrekarelik yüzölçümüyle ülke topraklarının %2,2’lik bir bölümünü kaplamaktadır. İl merkezinin denizden yüksekliği 1054 metredir.

Dağlar, Ovalar, Akarsularve Göller:

            İlin en önemli ve en yüksek dağı 3.916 metre yüksekliğindeki Erciyes Dağıdır. Erciyes Dağı, göğsünde ve eteklerinde birçok tali volkan tepelerinin bulunduğu sönmüş bir küme volkandır. Dağcılık sporu ve kış turizmi açısından önemli bir yeri vardır.

            Diğer önemli dağlar, Aladağ (3.735 m), Dumanlı Dağları (3.024 m), Binboğa Dağı (2.856 m), Hınzır Dağı (2.500 m), Bakırdağ (2.462 m), Tahtalı Dağı (2.100 m), Soğanlı Dağı (2.100 m), Rostan Dağı (2.100 m), Beydağı (2.054 m), Kızılviran Dağı (1.950 m), Aygörmez Dağı (1.950 m), Hodul Dağı (1.937 m) ve Koramaz (1.900 m) Dağıdır.

            İlin önemli gölleri Camız Gölü, Çöl Gölü, Sarıgöl, Yay Gölü ve Tuzla Gölüdür. Bunların yanısıra çeşitli büyüklüklerde barajlar ve göletler vardır. Bunlar Ağcaşar Barajı, Akköy, Kovalı, Sarımsaklı ve Selkapanı Barajları ile Efkere, Karakuyu, Şıhlı, Tekir ve Zincidere göletleridir.

            İlin önemli akarsularının başında Kızılırmak gelmektedir. Kızılırmak Nehrinin 128 kilometrelik bölümü Kayseri il sınırları içerisinde yer almaktadır. Kızılırmağın kolları olarak Sarımsaklı Suyu (55 km), Kestuvan Suyu (48 km) ve Değirmendere Suyu (32 km) bulunmaktadır. Diğer önemli akarsuları Zamantı (250 km) ve Sarız Çayı (60 km) Seyhan Nehrinin kolu durumundadır.

            İlin önemli ovaları ise Develi Ovası (1.050 km2), Sarımsaklı Ovası (300 km2),  Karasaz Ovası (80 km2) ve Palas Ovasıdır (50 km2).

Galeri

Yorumlar - 0

Yorum Yaz

Konum :

Nereye Gidilmeli ?

www.gidilmeli.com

Tarihi Yerler , Müzeler , Doğal Güzellikler , Parklar.

AKKIŞLA - Alt Konumlar

PINARBAŞI

PINARBAŞI

Pınarbaşı ilçesi, ilk olarak 1861 yılında Sultan Abdülaziz zamanında Aziziye adıyla Sivas Vilayetine bağlı bir kaza merkezi olmuştur. Bu tarihten önceki idari taksimattaki yeri hakkında tarihi kayıtlarda her hangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak ilde tarihi eserlerden birçok devlet ve uç beyliklerinin sınırları içerisinde kaldığı bu beylikler arasındaki mücadelelere sahne olduğu anlaşılmaktadır.

TOMARZA

TOMARZA

İlçe’nin tarihi İl Merkezi olan Kayseri ile aynıdır. Kayseri’den ayrı olarak Tomarza adına ilk defa “Jennigs” adlı batılı bir yazarın “16.yy’da Erciyes Dağı” adlı eserinde raslanmaktadır. Bu eserde ilçeden köy olarak bahsedilmekte. 1071 yılında Alpaslan’ın Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu’nun fethine kadar bölge sırasıyla Kapadokyalılar, Büyük İskender’in Makedonya İmparatorluğu ve Romalıların idaresinde kalmıştır. Malazgirt Zaferinden sonra bölgeye Uygur Türkleri ile İran’dan gelen Avşar Türkleri yerleşmiştir. İlçedeki muhacir Türk nufusunun özellikle “93 Harbi” olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus savaşı sırasında arttığı görülmektedir. Rus işgalinden kaçan çok sayıda Türk ailesi İlçe merkezi ve etrafındaki köylere yerleşmişlerdir.

FELAHİYE

FELAHİYE

İlçenin kuruluş yılları çevredeki eserlere göre Hitit’ler Devrine kadar uzanır. Hitit’lerden sonra ilçe ve çevresinde çeşitli medeniyetler hüküm sürmüş olup, bunlardan en belirgini Roma ve Osmanlı Medeniyetleridir.

SARIZ

SARIZ

İlçenin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. M.Ö.700’lü yıllara kadar uzanmaktadır. Klikya, Bizans İmparatorluğu ve Beyliklerden Dulkadiroğulları Beyliği hakimiyetinde kalmış olup, Osmanlı İmparatorluğuna Yavuz Sultan Selim döneminde dahil edilmiştir. Adana yöresinde yaşamakta olan avşar boylarından bir kısmı Sarız Yaylalarında göçebe hayatı yaşarken 1840’lı yıllarda yerleşik hayata geçmişlerdir.

SARIOĞLAN

SARIOĞLAN

Sarıoğlan İlçesinin kuruluşu hakkında kesin bir bilgi yoktur. Eski bir yerleşim merkezi olduğu söylenmektedir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Pınarbaşı ilçesine bağlı küçük bir yerleşim merkezidir. Bünyan’ın ilçe oluşundan sonra Bünyan ilçesine bağlanmıştır. İlçeye bağlı Palas ve Karaözü kasabaları daha eski yerleşim merkezleridir.

ÖZVATAN

ÖZVATAN

İlçede bulunan en eski yerleşim yerlerinin Kızılırmak kenarında bulunan Harsanız ve Zırha Kaleleri olduğu ve bunlarında Eti (Hitit)’lere ait olduğu bilinmektedir. O dönemlerde halkın bu bölgede madencilik ve ticaretle uğraştığı öğrenilmiştir. M.Ö. 430 yıllarında Zırha Kalesi’nin Roma topraklarına katıldığı yörede Roma medeniyetinin izleri görülmektedir. Kayseri Kültür Araştırmacılarının 1967 yılında yapmış olduğu araştırmada M.S.300-600 yıllarına ait mezar taşlarında Türk isimlerine rastlanmıştır. Bölgeye ilk gelen Türk aileleri Kasım Çelebi, Dikboynuz, Hıdır Kahya, İbrahim Oğulları, Mustafa Paşa aileleridir. Özvatan’daki ilk yerleşim yeri Kale Mahallesi olmuştur. Yöre Yozgat Sancağına bağlı iken “Kaleköy” şeklinde haritaya geçmiştir. 1890-1900 yıllarında Özvatan (Çukur) Muncusun’ a (Şimdiki ismi ile Güneşli) merkez köy konumunda olduğu ve 1924 yılında da Selanik muhacirlerinin Çukur’ a yerleştirildiği görülmektedir. Özvatan,1956 yılında Belediye (Nahiye), 09.05.1990 yılında 20523 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 3644 Sayılı Kanun ile ilçe olmuştur. İlçe ismi Çukur-Özvatan olarak değiştirilmiştir.

YEŞİLHİSAR

YEŞİLHİSAR

İlçe’nin kuruluşu kesin olarak bilinmemekle birlikte, ilk önce Hititler daha sonra Pers’ler MÖ.3500 Yıllarında da İskender’in emrine girmiştir. M.Ö.317 yılında bu bölge Roma İmparatorluğunun hakimiyetine geçmiştir. Kapadokya bölgesinin sekiz büyük şehri içinde adı geçen Kbistra veya Siyiera bugünkü Yeşilhisardır.

AKKIŞLA

AKKIŞLA

Akkışla halkı, Orta Asya’dan göçebe oba olarak gelmiş ve bugünkü ilçe sınırları içerisine yerleşmiştir. Kuruluş tarihi belli olmamakla beraber 1804 yılında Kuzugüdenli namı ile ilçenin doğusundaki Hınzır Dağı eteklerine yerleşmişlerdir. İlk yerleşimden sonra 45 pare köy var iken, bugün 2 kasaba ve 5 pare köy kalmıştır.

Uygulamamız Yayında

Amacımız, nereye gidilmeli sorusuna cevap oluşturmak için açtığımız uygulamamız ilerleyen dönemde ziyaretçilerin kendi gittikleri yerleri paylaşıp, anlatabileceği bir ortam oluşturmaktır.

Sayfamızda yer alan içerikler, telif hakkı olmayan sayfalardan derlenmektedir. Yinede kasıtlı olmadan telif içeren içeriklere yer verildi ise bilgi@gidilmeli.com adresine bildirerek sayfamızdan kaldırılmasına yardımcı olabilirsiniz.